Nigarlara Kıymayın! Şiiri - Yorumlar

Gençosman Denizci
25

ŞİİR


3

TAKİPÇİ



(Nigar Şahin’e ithaf olunur)

Nigarlara Kıymayın!

I

Tamamını Oku
  • Barış Doğan
    Barış Doğan 04.07.2007 - 12:45


    kökünden kopmuş dal ne ise, zincirinden boşanmış mahluk da odur..

    ama keşke o dal başka göze batmasa, ama keşke o zincirsiz başka canı yakmasa.

    üzüldüm hocam.. say ki kahroldum.. ama bu sistem ile o küçücük yavrunun kanını içenleri yakalasan ne olacak, yakalamasan ne olacak.

    sonra birisi çıkıp 'kader mahkumları' için af çıkarmayacak mı?

    ve en sonra da o kader mahkumları dağda Mehmet'lere, şehirde Nigar'lara tasallut etmeyecekler mi?


    Allah sevdiklerine ecir versin.. Ve ilahi adaletini geciktirmesin.


    esselam.

    Cevap Yaz
  • İrfan Yılmaz
    İrfan Yılmaz 28.06.2007 - 11:22


    Anne ve baba olanlar çok iyi bilir: Yemez yedirir, içmez içirir ve giymez giydirirsin, kendinin değil bebeğinin sağlığını düşünürsün. Kendin hasta olduğun zaman ''Belki geçer!'' diye doktora gitmeyi ilaç almayı ertelersin.Ama cocuğun bir ateşlense ne yapacağını şaşırırsın!

    Çocuklarımız:Allah'ın bize en büyük ihsanı ve emaneti... Melek olarak saf ve nasuım olarak dünyaya gönderilen gültenli körpecik bedenler. Ve anna babanın o bebeği büyütürken çektiği çile yaşadıkları ve bebeği ile ilgili binbir hayali.

    Sevgi emek ve binbir hayal ve umutla onüç yaşına ulaştırılan bu meleğin katilleri bulununcaya değin vicdanların kanaması durmayacaktır.

    Er veya geç katilin bulunacağını ve yüce yargıya teslim edileceğine inanıyorum.

    Ama onüç yaşındaki masum yavrumuz artık aramızda yok!... Cennetin katlarına uçan meleğimizi artık dünyamızda göremiyoruz.

    Bu insanlık dışı olay karşısında tepkilerini dile getiren gönül dostlarım ve şair kardeşlerime teşekkür ediyorum.

    Benim güzel ülkem ve güzel ülkemin güzel insanları şimdi bakıyorum da nereden nereye getirildi! Yüksek ahlaklı vicdan sahibi, sanatkar sahtecilikten uzak üretken nesil yerine: çıkarcı kısa yoldan köşe dönme hayali ile manevi değerlerini görmezden gelen kendi geçmişine sahip çıkmayan niteliksiz taklitçi bir nesil yetiştirme gayretleri ne yazık ki ülkemizde meyvelerini çoktan vermeye başladı.

    Görsel ve sözel yayınlarda öylesine bir beyin yıkama planı uygulanıyor ki anne ve babaların çığlğı duyulmuyor bile... Şartlar ne kadar kötü olursa olsun: Ben bu topluma günün birinde bir kıvılcımın düşeceğine ve o kıvılcımdan bir şimşek çakacağına eminim.

    Emniyet teşkilatı bütün teknik imkanlarını kullanarak Onüç yaşındaki kızımızın katilini yakalacağı umudumu muhafaza etmekteyim.

    Annelerin ıstırabı üzerine yazdığım Endülüs Melekleri adlı şiirimin son mısrası şöyle:

    ''Adil bir dünya kurun anneler ağlamasın!''

    Annelerimizi ağlatanlar utansın.

    Cevap Yaz
  • Ömer Ekinci Micingirt
    Ömer Ekinci Micingirt 27.06.2007 - 19:43

    Allahtan Rahmet Diliyorum...Çok acı çok...

    -----

    Soruyorum Bize Ne Oldu?

    Altı asır adalet bayrağını kıtalarda dalgalandıran bir milletin evladı olarak soruyorum bize ne oldu? Yediği üzüm salkımının ücretini dalına asan bir geçmişin sahibi nasıl olduda hortumcu katil IRZ DÜŞMANI oldu hiç şaşırmadınız mı? Üç kıtaya yedi düvele özgürlük tüllendiren aynı bahçede cami-havra-kilise inşa edilmesine hoşgörü ve şefkat yağdıran bir geçmişten nasıl olduda namaz kılmanın suç zinanın serbest olduğu bir nihayete varabildik? Ne oldu bize söyler misiniz? Elbette cevabını o büyük mazinin küllerinde arayacağız. Ki o koca imparatorluğun yükselme ve çöküş devrine göz attığımızda bu günkü halimizin ve ızdırabımızın şifasını ve reçetesini bulacağız elbette şüphem yok. Fatih Sultan Mehmed ve terbiyesini aldığı Akşemseddin ve yine Domaniç’te Hayme Ananın evladına o koca hükümdara öğütleri ve yine Şeyh Edebalinin nasihatlerine bu günlerde ne kadarda muhtacız. Bunları tefekkür ettikçe bize ne oldu sorusunun cevabı acı acı beynimde zonkluyor. Maalesef ülkemizde ne özelde nede resmi olarak bu nasihat ve terbiyeyi verecek tam anlamıyla bir kurum yok. Olanlara da irtica yaftasını yapıştırıp kapılarına kilit vuruyoruz. Elbette tasavvuf adına çıkan sahtekârlar, kalpazanlar var tabi paranın kalpazanı olduğu gibi. Fakat asırlarca tasavvuf terbiyesiyle yetişen milletimiz Mevlanalar, Yunuslar, Hacı Bektaşi Veliler ve onların yetiştirdiği nesiller sayesinde dünyaya hükmetmişler. Ve her devirde Mevlanalar vardır. Sizi fazla yormadan bir büyük erenin bizlere ve bilhassa şahsıma ve nefsime kabul ettiğim nasihatlerine kulak verelim: Sakın yaptığın işlerde ve bulduğun manevi halde kendi gücünü görmeyesin. Bu hal kişiyi azdırır ve YARATAN’ın rahmet nazarından uzak kılar. Sakın sözünü dinletme ve kabul ettirme hevesine de kapılmayasın. Önce temeli at sonra üzerine binayı çık. Kalbini derin kaz ki oradan hikmet pınarları fışkırsın, sonra ihlas ve iyi işlerle o binayı yükselt. Bu işlerden sonra halkı o köşke davet et. Başkasında bulunan bir hatayı defetmek istersen nefsinle yapma, imanınla yap. Kötülükleri ancak İMAN yıkar. Bu durumda RABB’in sana işlerinde yardımcı olur. O kötülüğü yok etmek için arkadaş olur, O kötülüğü ezer ortadan kaldırır. Eğer bir kötülüğü nefsin için, halkın seni tanıması için ortadan kaldırmaya niyet edersen rezil olursun. Her işte HAKK’ın rızası aranmalıdır. İSLAM gömleğin yırtık, İMAN elbisen pis, kalbin cahil, için kederle dolu. Gönlün İSLAMİYET’e açık değil. İç alemin harap, dışın mamur, bütün sayfaların günah karası. Sevdiğin ve arzuladığın yalnızca dünya. Kabir kapısı açık ve ahiret sana doğru gelmekte. En kısa zamanda aklını başına topla, yalnız dünya azığı toplamaktan vazgeç de ahiret azığını toplamakta acele et...Sabırlı kulların bu dünyada çektiği cefa, Yüce Allah’ın (C.C) gözünden kaçmaz. Siz bir an olsun O’nun uğruna sabır yolunu tutun, yıllarca ecrini alırsınız. Ömrü boyunca “Kahraman” lakâbıyla gezen, onu bir anlık cesareti sonunda kazanmıştır. Ey evlad, önce nefsine öğüt ver, onu yola getir, sonra da başkalarını... Senin henüz ıslaha muhtaç hallerin var, bunu sen de biliyorsun. Bunu bildiğin halde başkalarının islâhı ile uğraşma yolunda nasıl başarılı olabilirsin? Gözlerin bir adım öteyi görmüyorken körleri neyle yola getirme sevdasındasın? Size gereken, Yüce Yaratanı sevmek ve O’ndan başka kimseden korkmamaktır. Ve bütün işleri onun rızasını gözeterek yapmak... Bunlar “Kalp” le olur, dil gürültüsüne getirip söze boğmakla olmaz. Sonra mihenk taşına vurulunca utanırsın. Kuru davaya kimse inanmaz. Halk arasında söylediğin sözleri yalnız kaldığında söylüyor musun? ... Aynı duyguları tek başına kaldığın zaman da duyman mümkün oluyor mu? ... İşte bunları yapabiliyorsan mesele yok... Kapı önünde “TEVHİD”, içeriye girince “ŞİRK”, yakışır mı? Bu, nifak, ikiyüzlülük alametidir, içi bozuk olmanın ta kendisidir. Acırım sana, sözün kötülükten sakınma hakkında, kalbin ise fitne çıkarmaya istekli. Şükrü dilinden bırakmıyorsun, ama kalbin daima itiraz halinde. Geliniz aşırı, uygun olmayan arzularımızı bir yana atıp YARATANIMIZA koşalım. Bu yolda biraz perişanlık çekelim. Ne olur sanki biraz zahmet çeksek? O’na vardıktan sonra bütün çekilen sıkıntılar unutulur. İçimize ve dışımıza hükmeden nefsimizi HAK yoluna çevirelim, Rabbimizin Elçisine, Sevgilisine başvuralım, O’nun eteğini bırakmayalım. Bütün amacın yemek, içmek ve arzularının tatmini olmasın. Bunların hepsi amaç değil, Yüce ALLAH’a (C.C.) ulaşmak için birer araçtır. Bütün hedefin sana en çok gerekli olana ulaşmak olmalı. Sana en gerekli olan ise YARATAN’ındır. O’nu ara. Her şeyin bir bedeli olur. Dünyaya AHİRET, yaratılmışlara ise bedel YARATAN’dır. Dünyayı kalbinden atarsan yerini HAK alır. Yaşadığın günü ömrünün son günü bil, işlerini ona göre ayarla. Bu duygu sana yeter. “ALLAH’tan (C.C) başka ilah yoktur,” dediğinde bir “DAVA” peşine düştün demektir. Her davada şahit isterler, şahidi olmayan davasını kaybeder. Ayrıca bu uğurda gelecek her türlü sıkıntıya göğüs gerip, sabır göstermek de birer şahid sayılır. Bunları yaparken İHLAS’lı olmak gerekir. Hiçbir söz amelsiz ve ihlâssız kabul edilmez. Kâinatın Efendisinin (S.A.V) yolu İHLAS’tan ibarettir. Dünyalık toplarken dikkatli ol. Gece odun toplayan gibi olma. Elini uzattığında neyi alacağını önceden kestirmelisin. Gece odun toplayan eline geçeceğini bilemez, seni de ona benzetiyorum. Ayık ol, sonra felaket büyük olur. HAK’la çekişme, nefsin için O’nu kötüleme, malın azaldı diye O’nu itham etme, insanlar sana yüz vermiyor diye O’nu suçlama. Suçu kendinde ara. Her işin kendi keyfine uygun olmasını istiyorsun, en büyük hüküm senin mi yoksa O’nun mu? Sen mi fazla biliyorsun yoksa O’ mu? Merhametin O’nunkinden fazla mı? Sen ve bütün yaratıklar O’nun kuludur. Her şeyde yalnız O’nun hükmü geçer bunu sakın unutma.YARATAN’ın rızasına erme yolunda yapmacık hareketler fayda getirmez, bu yolda yersiz arzu ve boş temenni ile yürünmez. Hele içi başka dışı başka birinin eline hiçbir şey geçmez. Bir de yalancılık ortaya çıkarsa felaket o zaman başlar. Eğer bu hallerin azı sende varsa hemen tevbe et ve tevbeni bozma. Tevbe etmekten ziyade, tevbeyi bozmamak esas hünerdir. Böbürlenmeyi bırakın, Yüce ALLAH’a (C.C) karşı büyüklük satmakta neymiş? Kullara da kibirli davranmayın, haddinizi bilin. Varlığınıza tevazuyu yerleştirin. Önceden ne olduğunuzu düşünün; bir damla su.Sonrası ne olacak malum...Bir hendeğe yuvarlanacak bir ağırlık. Hali böyle olana büyüklük taslamak yaraşır mı? Hırsa kapılmayın, kötü arzular sizi esir etmesin. Dünyalık adamların kapısını aşındırmayın. Ezilip büzülerek onlardan dünyalık dilenmek size yakışmaz, sabırla doğru yoldan nasibini arasan daha iyi olmaz mı? Ya bir de yaptığın dilenciliğin sonu boşa çıkarsa... Sevgili Peygamberimizin (S.A.V) “En büyük belâ, nasibte olmayanı aramaktır,” buyruğunu hiç duymadın mı? Nasibte olmayanı kullar hiçbir zaman veremez. Dünya oğullarının buna hiçbir zaman gücü yetmez.Ey ilim iddiasında bulunan, hani ağlaman? Yüce ALLAH’ın (C.C) korkusundan gözlerin yaşarıyor mu? O’ndan korkman ve günahları itirafın nerede? Nefsinle cenk etmek ve onu terbiye etmek yok mu? O’nu HAK tarafına çağırman nerede? Bunların hiçbiri sende yok. Bütün derdin kasa, masa, yemek ve eğlenmek. Aklını başına al. Dünyadaki nimetlerden sana gelecek bir kısmetin varsa gelir, üzülme içini ferah tut. Bekleme yükünden kurtulursun, hırsın ağırlığı seni yormaz. Eğer bu şekilde davranmazsan, bütün bu uğraşmalarından sana ne kalacak dersin? Sadece bir yorgunluk ve ağır bir hesap... Doğruluk olmadan bilginin sana ne yararı dokunur? Doğruluğun olmadığı için bilgi sana bela olur. Öğrendin, namaz kıldın, oruç tuttun sebebi sana mal versinler, iyiliğini görsünler, seni öğsünler oldu. Sana yakışır mı bu düşünceler? Farzet ki halkın sana ilgisi arttı, bunun ölüm anındaki sıkıntıya faydası olur mu acaba? Seni sevenlerle aranda uçurumlar olacak o anda. Topladığın malları başkaları paylaşacak, hesabı ve cezası da sana kalacak. Yazık sana! Cehennemlik işleri yaparken cenneti umuyorsun. Geçici şeylerle avunuyor onları seviyor ve senin sanıyorsun. Ama yakında elinden alacaklar. Yaratan hayatı sana emanet olarak verdi, O’nun rızası yolunda yaşamanı emretti. Sen ise kendi isteğin, heveslerinin peşinde hayatını tükettin. Sana verilen zenginlik, makam, sıhhat birer emanettir. Bütün bunları YARATICININ rızasına uygun yolda kullan.Ey evlad, ana rahminde seni kim besledi. O halde iken ne kadar acizdin, bu hale seni getiren kim? Sen ise kendi varlığına ve halka dayanmaktasın, parana, mevkine, bilgine güveniyorsun. Güvendiklerin bugün var yarın yok olabilirler. Yüce ALLAH’tan (C.C) başka her kime güveniyor veya kimden korkuyorsan o senin ilahındır. Yakında bütün güvendiklerin yok olur kullarla aran açılır, sana karşı kalpleri katılaşır, kapıları yüzüne vururlar seni kapı kapı dolaştırırlar. Çağırsan yardımına koşan olmaz. Bütün bunlara sebeb Hak’tan başkasına güvenmiş olman, O’nun nimetlerini başkalarından bilmiş olmandır. Yüce ALLAH’ın (C.C) dininde olmayan şeyleri yapmaya çalışma. Elinde iki şahit olsun; biri KUTSAL KİTABIMIZ, diğeri SÜNNET-İ RESULALLAH. Bunlar seni RABBİNE ulaştırır. Ama sen bu şahitleri bırakıp nefsinin peşinden gitmeye devam ediyorsun. Elinde iki şahidin var; biri zayıf aklın, diğeri de şahsi arzun. Şüphesiz bunlar seni ateşe iter. Firavun gibilerin arasına katar. Ey içi bozuk, yakında öleceksin, öldükten sonra yaptıklarına çok pişman olacaksın ama çok geç...Dilin güzel söze alıştığı için konuştu ve aldandı, ama kalbin hiçbir şeyden anlamaz bir halde. Bu durum seni kurtarmaz. Güzel konuşmayı kalb yapmalı, yalnızca dilin iyi söz söylemesi faydasızdır. Ey ALLAH (C.C) yolcularını bulamayan; varlığını ve yaratılmışları HAK varlığına perde eden kişi; ağla, başkasına bir ağlarsan kendine bin defa ağla…bir şiirimle sizleri selamlıyorum… Gençosman DENİZCİ Beyden Allajh razı olsun...

    Sokak Çocuğu

    Gel beraber günlüğünü yazalım,
    Suçlu biziz sen değilsin kömür göz.
    Hortumlandık affet bizi güzelim,
    Suçlu biziz sen değilsin kömür göz.

    Sen gelirsin nere kaçsam gözüme,
    Gel bu akşam başını koy dizime,
    Köprü altı tükürüyor yüzüme,
    Suçlu biziz sen değilsin kömür göz.

    Can yavrucuk köpek kadar korunsan,
    Karnın açtır bir yuvada barınsan,
    Sırça köşke! Tinerciysen, sorunsan,
    Suçlu biziz sen değilsin kömür göz.

    Zengin çoktur zekâtını vermeli,
    Çözüm gerek devlet kafa yormalı,
    Şaşı gözler artık bunu görmeli,
    Suçlu biziz sen değilsin kömür göz.

    Ellerin çok isli bakışın acı,
    Deşildi çıbanım sensin ilacı,
    Ömer’e gardaş ol gitsin utancı,
    Suçlu biziz sen değilsin kömür göz.

    Ömer Ekinci Micingirt

    http://www.omerekincimicingirt.com

    Cevap Yaz
  • Ümran Tokmak
    Ümran Tokmak 27.06.2007 - 18:03

    Ne kadar zor kıymetli dost:(((
    Kimse sabır demesin bunun sabrı olmuyor.
    Alçakların hesaba çekilmediği müddetçede bu azap kat kat şiddetlenecek. Basın ve yayın bunu haklka duyuruyor olay ah yazık diyecek süre içerisinde unutulup gidiyor. Neden ilğili her kurum halk tarafından defalarca aranarak sonuç istenmiyor.
    Milletimiz bu kadar hissiz mi sanmıyorum.
    Sadece bilinçsiz. Kimse unutmasın, her an herkesin başına aynı şeyler gelebilir.
    Sonuna kadar yüreğim sizlerle. Her alacağınız kararda yanınızdayım. Belki kayıplara. faili meçhulere son vermesede azaltacak bir adım atılmış olur.
    Bir şekilde milletin bilincinde birşeyler uyanır.
    Allah (cc) yar ve yardımcınız olsun.

    Ben şiirinizi ve hikayesini sayfama taşımak isterim. Belki bir kişye daha ulaşır düşüncesiyle.
    Bulunduğum bütün sitelerde.
    Saygılar dostça kardeşçe...

    Ümran Tokmak

    Cevap Yaz
  • Sevim Yakıcı
    Sevim Yakıcı 27.06.2007 - 09:41

    sayfanıza gelirken böyle bir şiirle karşılaşacağımı hiç düşünmemiştim. Daha az hazin bir hikayeydi belki beklediğim, en iyimser yanımla...
    Oysa şimdi büyük bir üzüntü içindeyim
    şiirin altında verilen linkitıkladığımda okuduğum şu cümle:
    Nigar'ı 455 gün önce kaybettik!
    KATİLİ hala aramızda!

    Yaşanmış olay zaten üzüntü verici. ama bu cümle daha vahim bence.
    KATİL halaaramızda, ve belkide yeni Nigarlar'ın katili olmaya namzet...
    Milletçe duyarsız olduğumuzun bilincindeyiz çok şükür. Ama duyarlı olmak için o ateşin illa ki bizim hanemize mi düşmesi gerekir...
    Geçen yıllarda bir dostumun trunu aynı şekilde hunharca katledilmişti. Daha 6 yaşındaydı ve kolundaki iki altın bilezik içindi bu vahşet...

    O masum bir şehitti. Ama masum olmayan katiller hala ayakta...
    Şu net aleminde hak rızasına binaen edindiğim nadir gerçek dostlarımdan, kalemini daima içim titreyerek okuduğum değerli şair
    Allahım ecrinizi artırsın...



    Cevap Yaz
  • Turhan Toy
    Turhan Toy 27.06.2007 - 00:06

    Haksız yere bir insanı öldüren bütün insanları öldürmüş gibidir hakikatından yola çıkarak bu mazlumun öldürülmesi aslında tüm insanlığın öldürülmesine eş değerdir Rabbim mutlak adalet sahibi olarak hem bu dünyada hem de ahirette o küçük mazlumun hakkını alacak ve o habis ruhlu ruhunu şeytana satmışlarıda elim bir azapla cezalandıracaktır. Rabbim küçük mazlumun ailesine sabrı cemilinden ihsan eylesin selam ve dua ile

    Cevap Yaz
  • Nesli Erkam Farandağlı
    Nesli Erkam Farandağlı 26.06.2007 - 23:17

    Mevla bu zihniyettekilere fırsat vermesin.Ateş en çok düştüğü yeri yakıyor.Sabr-ı cemil versin Yaradan.Selam ve dua ile.

    Cevap Yaz
  • Ahmet Turgut Atlık
    Ahmet Turgut Atlık 26.06.2007 - 22:45

    Allah (cc) o caniyi ve o tiniyette olan insanları, kahrı gazap etsin.
    inşallah kısa zamanda yakalanır ve hakettiği en ağır cezayı alır.
    Allah (cc) ailesine sabırlar versin, mekanını cennet etsin.

    Cevap Yaz

Bu şiir ile ilgili 18 tane yorum bulunmakta