Ey saçları küt'üm.
Sensiz yürek değil ki bütün.
Bana anı yaşa diyorsun.
Bunu o kadar kolay söylüyorsun ki... Bırakmıyorlar insanda anı
İnan ki zor zapt ediyor kişi bazen bedende canı.
Fitne yaratılıyor bir anda,
Kişi kendini kaybediyor mekânda.
Ve hatta zamanda...
Çocukluk zamanımda aşıkların hayat hikayelerini çok okumuştum...
Kerem ile Aslı'yı,
Leyla ile Mecnun'u,
Garip ile Şahsenemi,
Sürmelibey ile Asumanı,
Tahir ile Zühre' yi...
Birisinde; mezarında birer gül olup filizlenerek biribirlerine sarılmak için ha bire çabalarken; aralarında bir kara çalı o iki gülün biribirlerine sarılmalarını önlemekle uğraşırdı...
O dünyada dahi kara çalı kavuşmalarını engellerdi hep.
Hafızamda tazelenir oldu bu ara.
Hep böyle sevgiler arasında nifak,
Sevenler arasında karaçalılar oluşurlar...
Sevmenin kaderi de böyle midir ey beni Mecnun eyleyenim.
Mecnun'um senin, ya sen Leyla olabilir misin...
Kerem'inim senin, ya sen Aslı'ya dönebilir misin...
Tahir'inim ben,sen Zühre olabilir misin...
Aşk yolunda zahmet çok,huzur yok.
Eziyet çok, refah yok...
Karaçalı çok ve bu yol çok karaçalı üretir...
Sevgi yolculuğunda dayanmak güç bir hâldir.
Ama Nazımın dediğince;
Tahir olmak da, Zühre olmak da ayıp değil...
Mesele Tahir olabilmekte ve Zühre kalabilmekte...
Canımın her zerresi, bedenimin her hücresi acılar içinde...
Tarif edilemiyor bu tür acılar...
Bu tür acıların rengi yok...
İsmi yok, benzeyeni yok,
Tarifi imkansız gibi...
Kelimeler kifayetsiz, dil yetersiz,
Anlatı çaresiz sevdagahım...
Duygularım per perişandır...
Bilki halim hüsrandır...
Sen varlığı nicedir kim bilir...
Kayıt Tarihi : 13.1.2026 13:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!