Mademki sevgilidendir bu aciz cümleler,
O zaman bir hal çaresine bakılmalı
Mumları ateşe vermeli
Ve ışık, gölgeden önce yitirmeli kendini…
Geçmişin ikamet ederken bu ten-i kafeste
Sen böyle can telaş,
Sen böyle iki cihan, arş-ı âlem
Nereye gidersin?
Kundaklayıp aklımdaki suretini,
Böyle acemi bir geceye,
Söyle, sığınışla neyi kastedersin?
Bak gör işte, her göz senden ötürü büyütür acılarımı
Bıçak söze dayanır, dilin kemiği kırık
Kim ayrı düşse, sen gittikten sonra, ulu bir kavuşmadan
Yer yer hüzünle karışık, söz yağar gözlerimden.
Kavimler geçerken böyle katar katar,
Bir peygamber ölüp, helak ederken tüm aşkları, sana ayrılıktan
Söyle, sen böyle mezar mezar, hangi yaşama zulmedersin?
Yok, artık sana özlemin bende tarifi,
Kaburgamda bir eksik, böyle yarım yamalak,
Sözcükler biriktirmekten gayrı,
Bir şey gelmiyor elimden.
Ben böyle hasret kavminden çöllere revan,
Ben böyle tanrıyla toz-duman,
Sığınaksız, anlamsız bir tene can iken,
Söyle, sen hangi ballı dile kendini acı eylersin?
Ercan YAVUZER
Zindana girersen, beni de çağır.
Sabrı, kanaatı bal niyetine
Ekmeğe dürersen, beni de çağır.
Bazen iki dünya sığar içime




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta