Ey Resul,
Gel de bir gör ümmetinin halini...
Çöller hiç böyle suya hasret kalmadı
Böyle yanmadı yanardağlarda ateş
Üstümüze böyle sağanak yangınlar yağmadı
sürüklenir hayalin benle benden uzağa..
kim bilir kimsin, nerde, niçin yaşarsın..
bir sürü bilinmeyeni olan bir denklem bu
gizem düşündürse de biliyorum,
gözlerinin buğusu yakındır yüreğime…
güller dişi bir etkense diken demek güç sana,
Mıh gibi saplanacak aklına adım
Değerimi yokluğumda anlayacaksın
Köpek gibi havlayan yalnızlığını
Bir tek kendine anlatacaksın
İstanbul dostun olacak, kız kulesi sırdaşın,
Adım adım her yerde beni arayacaksın.
Bir gün seç aziz İstanbul,
Sana bakıp ta gözlerimin dolmadığı…
Kışın soğuk günlerinden olsun mesela,
Yetimlere şefkatlice sarıldığın günlerden…
Hangi ana bunca şefkat gösterirdi yavrusuna?
Hangi çocuk sarılırdı böyle, sen olmasaydın, bir şehrin toprağına?
Bir kara ağıt geçer yine içerimden
Bir hüzün geçer
ve zaman ne yaparsan yap tez akar geçer
İçimden yollar, yollardan yalnızlık geçer..
Yolasım gelir tüm yanmışlığımı bir sokak ortasında
Ve yalnız kalışımı her iki bayram arası..
Bu devirde sevdalar yok öyle
Yarin gözleri gibi kara, saçları kadar uzun
İdamlık aşk hikayeleri dinlersin her gün;
Bir yıla bir ömürlük aşk,
Bir ömre bin yıllık vicdan azabı sığar…
Acıların bahçıvanlığını yapmak mı kolay,
Yoksa her limana bir acı ekip gitmek mi?
Beklerken tükenmez elbet acılar,
Bir gün döndüğünde tükenecek mi?
Senin hayatından daha kaç şehir geçer bilmem...
Ben hep bu şehirde seni bekleyeceğim
Ve bu sevdanın adına İstanbul diyeceğim!
Say ki,
Sana vurulmadım hiç… kırılmadım da
Bir Pazar sabahı, bu şehri terk ederken,
Seni beynimde öldürdüm de gittim say.
Çöllerin asırlık susamışlığını,
Sen içten içe yalancı bir yangın say.
Şimdi kavuşmak zamanıdır
..............................................
Ellerin öyle sıcaktı ki..
Ellerimi sana uzattığımda bir çığ düştü yüreğime,
Bir yangındın sanki... tutuştum...!
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!