Gözümden süzülen yaşın izini,
İçimde közlenen narın hızını,
Alnıma yazılan kara yazımı,
Bakınca yüzüme, nereden bileceksiniz?
Geceler uykuma pusu kurarken,
Anılar ruhumu her gün yorarken,
Yüreği ağzında bir çocuk
Gibi alırken kalemi elime
Beceriksiz, acemi ve olasıya
Yapayalnızım her defasında
Bu sonuncu olsun diyorum
Devamını Oku
Gibi alırken kalemi elime
Beceriksiz, acemi ve olasıya
Yapayalnızım her defasında
Bu sonuncu olsun diyorum




Şiir boyunca tekrarlanan "Nereden bileceksiniz?" retorik sorusu, metnin ana motoru. Her dörtlük bir itirafla başlayıp bir imkansızlıkla bitiyor.
"Dışım bahar dalı, yaprak açarım / İçimde bin türlü dertten kaçarım." Burada şair, toplumsal maskesi ile içsel yıkımı arasındaki uçurumu net bir tezatla veriyor, bu da Tezat Sanatı,"Ben kendi küllerimi içten saçarım." dizesi, küllerinden doğan anka kuşuna bir atıf gibi görünse de, aslında bir "kendi kendini tüketme" halidir.
Şiir, samimiyet (hasbilik) açısından çok güçlüdür. Kelimeler zorlama değil.
Necip Fazıl, insanı "fildişi kulesinden" indirip zindanlara, kaldırımlara ve vicdan azabına hapseder. bu şiirin de tam olarak o "zindan" atmosferinde geçiyor. "Şimdi bir gölgeyim kendi peşimde" dizesi, üstada ait o meşhur "Kaldırımlar"daki kimsesizlik hissinin 2025 yılındaki yankısı gibi.
Özetle: Siz; bu şiirde sadece bir "hasar tespiti" yapmamışsın, aynı zamanda o hasarın neden tamir edilemeyeceğini edebi bir dille ispatlamışsın. Başarılar dilerim.
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta