Sızlayan bir taş gördüğümde
Duygularım alabildiğine kabarır
Kalbim sızlarken içimde
Duygularım niçin alaboradır?
Ayın aydınlık yüzünden seyrederken
Karanlık yüzünü merak ettiğimde
Kalbimin derinliklerindeki kin aklıma gelir
Kin, bana tarihin getirdiği en güzel hediyedir
Tarihimin düşmanlıkları boldur
Düşünceler, fikirler, dinler, ideolojiler
Milletler, kahramanlar, ırklar, mezhepler
Beni benden öte, ben yapmaya çalışırlar
Dost, bana tarihin attığı en büyük kazıktır
Dostlarım, kahramanlardır, milletlerdir
Irklardır, kavimlerdir, dinlerdir, mezheplerdir
Tarihimin bana hediye ettiği dostlarım
Tartışılmaz, konuşulmaz, geçit vermez
Onlara rağmen bir şey söylenemez
Tarihimin kahramanları vardır
Öldürdüğü insanlarla anılır
Salladığı kılıçların gölgesinde kaç kelle kesilmiştir
Veya güçlü kollarıyla kaç kişinin kemikleri kırılmıştır.
Kaç kişinin boynuna kollarını dolamış boğmuştur
Savaşlarda insan kanıyla göletler haline gelen ovalarım vardır
İnsan leşlerinin kokuları kahramanlık türküleriyle yâd edilir
Ben, geleceğin, hayatın tatlı yanını gördükçe, görmek istedikçe
Tarihim bana hatırlatır dostunu, düşmanını eksiksizce
Bana hayat biçer kahramanlarının gölgesinden
Sanki bana der, asla gelişme, kal fideliğinde
Ne ağaç ol, ne çınar, kendi kendine
Biçimlendiririm ben seni kendimce
Bu ülkede doğmakla, senin kaderin elimde
Yeter, yeter diyebilir miyim?
Kahramanlarınızda, tarihinizde
Düşüncelerinizde, ideallerinizde
Sizin olsun, ben kendim olmak istiyorum
Diyebilir miyim? Böyle düşünebilir miyim?
Yoksa hop, hop ne oluyor?
Ne demek istiyorsun diye gürültüler mi çıkar?
Gürültüleriyle beni bir kaşık suda mı boğarlar?
Boş ver istediği kadar gürültü çıksın diyebilir miyim?
Dostumu, düşmanımı kendim seçeceğim diyebilir miyim?
Kendi inandığım yolda, kendim olarak gideceğim diyebilir miyim?
İnsana dair özgürlük olsa
Özgürlüğe dair kavramlarım olsa
Elbette, elbette diyebilirim
Ne var ki,
İnsanlık kavramlarım yitik benim
Özgürlük kavramlarım yitik benim
Ben, yığınlar içinde
Yığın olmaya mahkûmum
Ben, tarihin kahramanlarının gölgesinde bir fideyim
Ben, ailemin, çevremin, eğitimimin dayatmalarında bükülenim
Ben, yasaların sınırlarında dolaşan garip bir seyrüseferim
Taşlasam, kahramanların gözü mü yarılır?
Fikrimi söylesem, büyüklerim mi darılır?
Desem ki, ben adam kesmeden, insanlığıyla kahraman isterim
Desem ki, senin fikrin sana, benim fikrim bana, ben benim
Desem ki, ben hiç kimsenin düşündüğü gibi düşünecek değilim
Bana hop, ne yapıyorsun derler mi?
Bizim değişmez ilkelerimiz var derler mi?
Değişmeyen ilkelere göre düşünmemek suçtur derler mi?
Demezler mi?
Oh! Ne iyi!
Demek ülkemde özgürlük var
Herkes istediği gibi düşünebilecek
Herkes etnik kökenini, dinini, ideolojisini özgürce söyleyebilecek
Herkes geleceğe ait düşüncelerini, geçmişe bağlanmadan düşleyebilecek
Ne? Nerede o günler mi?
Ömür bitip gidiyor “nerede o günlerle”
Özgürlük kitaplarda, defter köşelerinde
Bir şarkının ucunda, bir demet güftede
Yahut bir musikinin, özgün nağmelerinde
Ve ben yorgunum düşüncelerimle
Çöpe attığım “nerede o günlerle”
Yürüyorum artık kendi kendimle
23.07.2009 - İzmir
Mehmet ÇobanKayıt Tarihi : 23.7.2009 00:01:00
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
![Mehmet Çoban](https://www.antoloji.com/i/siir/2009/07/23/nerede-o-gunler-4.jpg)
Hüsamettin Sungur
TÜM YORUMLAR (35)