Çocukken Çizdiğimiz evlerin bacası yaz kış tüterdi,
Evin önünden küçükte olsa bir dere geçerdi, dağlar piramit şeklinde olup en ortasından güneş doğardı, çok garip güneşi gülen çocuğa benzetirdik ay her zaman dolunay idi ne muhteşem hayallerimiz vardı güneşi çizerken yanindan yıldizi eksik etmezdik.. belki hayallerimiz küçüktü ama yüreğimiz Güneş,Yıldız ve Ayı aynı kareye sığdıracak kadar büyüktü.. hele o çam ağaclarini sormayin iki tane çam ağacına üçgenler ekleyerek kocaman bir orman türetirdik, çizdiğimiz erkek çocukların uzun topuklu çizmeleri vardı, kızların geniş etekleri cizilirken muhakkak el ele tutuşmuş iki insan profili goze carpardi bunlar kimi zaman anne baba kimi zaman iki arkadas, iki dost veya bizimde anlam veremesiğimiz iki insan profili..
.
Peki soruyorum bize yedi yaşında bunları cizdiren yureğimiz şimdi nerde?
.
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta