Siz benim hangi yangınlardan sustuğumu,
Çocukluğumun hangi pusuda vurulduğunu,
Ve gençliğimi hangi sokaklarda astığımı...
Nereden bileceksiniz?
Siz ipek uykuların koynunda uyurken,
Ben yalnızlığın cesedini sırtımda taşırken,
Duman duman idamlık düşler kurduğumu,
Okunmamış mektupları küle savurduğumu...Nereden bileceksiniz?
Sırtımda faili meçhul vedaların hançer izi,
Sizde sahte kahkahalar, bende acının denizi.
Siz şatafatlı masalarda keyif sürerken,
Benim zehri şifa diye içerken…siz nereden bileceksiniz?
Adım kara listelerde kanla yazılmışken,
Mezarım daha sağken gizlice kazılmışken,
Paslı sazımda inlettiğim o sonsuz ağıtı,
İçimdeki yangının kül ettiği kâğıdı...Nereden bileceksiniz?
Gülüşü devrim, bakışı hürriyet olan o sevdayı,
Kendi ellerimle toprağa gömdüğüm o dünyayı,
Her gece o mezarda kendimi kurşuna dizdiğimi;
Siz, vitrin camındaki ruhsuz gölgeler…Bunu asla bilemeyeceksiniz.
Son sözüm olsun bu dumanlı dağlara,
Ben ömrümü bıraktım o karanlık bağlara.
Siz bakarken aynada parlayan sığ yüzlere,
Ben kanımı damlattım sönmeyen bu közlere.
Yaramın derinini, içimdeki ince sızıyı,
Alnıma kanla yazılan bu kara yazıyı...Nereden bileceksiniz?
Gömülürken her gece kimsesiz bir kuyuya,
Ruhumu feda ettim uyanmaz bir uykuya.
Siz limanda bekleyen korunaklı bir gemi,
Ben dalgalarda kaybolan ömrün son matemiyim.
Hangi uçurum öptü ki kanayan alnımı,
Hangi cellat ağladı duyup da feryadımı?...Siz, asla bilemeyeceksiniz.
Hasretin raylarında her gün nasıl ezildiğimi,
Bir gidenin ardından mecnun gibi delirdiğimi,
Özlemin kor ateşini avuçlarımda tuttuğumu,
O bir tek bakış için dünyayı unuttuğumu...
Gökyüzüne her gece adını hasretle yazdığımı,
Bir "gel" dese Azrail’e bile sırt çevireceğimi...Sen, bunu asla bilemeyeceksiniz.
Kayıt Tarihi : 4.2.2026 00:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!