Hasırdandı şapkan
güneşe inat takardın.
Boyunu aşmış başakların arasından
bir Don Kişot gibi bakardın.
Tenin mi daha esmerdi yoksa buğdaylar mı?
Alnından toprağa damlayan her bir ter damlası
gizlice kök salardı
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Dur! Gitme, kal, uzat elini.
Dalalım yeniden ıssız ve dul yaşamın içine,
Göz bebeği olalım doğanın yeşil gözlerine,
Tekleyen uygarlıklar gibi yaşlanırsa yüreğimiz
Açalım yalnızlığın kafesini,
Uçuralım yıldızları semaya.
Kalırsa eğer elimizde
Tuza banacak bir dilim ekmeğimiz
Diyelim varlıklıyız
Yaşamdır aynanın ön yüzü...
muhtesemmmmmmm.
müzeyyen baskir
tebrikler kaleminize sağlık kutlarım muhabbetle
Nutkum tutuldu..İlk kez okudum şiirinizi.Daha ilk şiirde vuruldum tutuldum..Bundan böyle sıklıkla göreceksiniz yorumlarımı.Sizi keşfettiğim için çok sevinçliyim..'Orak zevkten kıvranırdı nasırlı ellerinde'benim hikayem bu cümle de...
Toprak testiye değerdi kavruk dudakların
kıskanırdım onu
ve bir kelepçe gibi asılı kalırdı
sana soramadığım bir sürü soru.
Her akşam kuytu bir yalnızlığa göçerdin
Ardında nefti bir acıyla bezeli
kanaviçe doldurmaz bakışlarla....
Özellikle içimi yakan bu dizelere vuruldum. Sevgili dostum, şiirlerin gittikçe daha ustalaşıyor. Seni okumak beni mutlu ediyor...İnanıyorum ki yazdığın her yeni şiirde, kendini bir kat daha aşacaksın... Benden tam puan başarılı şiirine...
Selam ve sevgilerimle..
Nurten ABA
Yokluklar içinde varlığı yaşamak..
Ve...
Varlıklar içinde yokluğu yaşamak...
_____________
Ve...
Aşkı yaşamak.Saf,temiz,yürekte...
Amiyane tabirle platonik...
_____________
Ve bizler....
Ve sevgilerimiz....
Ve aşklarımız....
Her şey tastamamda....
Mutluluklar nerde ozaman...
______________
Çok çok çok anlamlı...
Dalgamızı geçtiğimiz eski Türk filmleri gibi...
Beyenmediğimiz;babalarımızın,dedelerimizin aşkları gibi...
Kaleminize,yüreğinize sağlık efendim...=))))))
_____________________________________
o hasır şapkalı
o yırtık ceketli
o tahta kollu...
o kara lastikli
ve sırtı halka halka ter bağlayanlara söyle ne verdiler???
'efendi' dediler efendilik yaptılar.
ve.........
ben sustum
ama sen susma
deniz şahinoğlu
''mevsimlik işçiler'' gelecek için ne düşlerle doludur, kim bilir
''sen'li, ben'li'' şiirlerden sıyrılıp böyle şiirlerleri çok sıkca kaleme almalı
yaşamın gerçek karelerini unutmamak adına...
onları hatırladığınız ve hatırlattığınız için teşekkürler
selam ve saygıyla
Alnından toprağa damlayan her bir ter damlası
gizlice kök salardı
--inatla
--sabırla
--hınçla.
Orak zevkten kıvranırdı nasırlı ellerinde
kıskanırdım onu.
Geçici bir işçiydin römork kasalarında
Kalıcı izler bırakarak hasat ederdin
önce tarlaları
sonra yüreğimi.
GÖZLEM VE NET SEVGİ...
KALICI İZLER BIRAKARAK HASAT EDERDİN ÖNCE TARLALARI SONRA YÜREĞİM ....
ÇOK GÜZELDİ ÇOK...
TEBRİKLER...
Mevsimlik işçi, her yerde vardır: doğuda, batıda...Okumaya başlayınca Adana toprakları geldi aklıma. Oysa ben, batıdanım. Yılmaz Güney, Yaşar Kemal'i hatırladım - romanlarını...
Bu kadar yazdıktan sonra çok beğendiğimi ifade etmeliyim: alıp götürdünüz beni. Saygılarım, sevgilerimle.
Bu şiir ile ilgili 9 tane yorum bulunmakta