Bu ayda içime dönüyorum,
Dışarıdaki gürültüyü değil,
İçimde saklı olan sükûtu dinliyorum.
Her gün bir perde kalkıyor gönlümden,
Nefsin dar koridorları,
Genişliyor adım adım.
Kendi içine düştükçe insan,
Hak’ka biraz daha yakın.
Oruç, bir açlık değil artık;
Bir arınma yolu,
Bir iç aydınlanma.
Gözüm gördüğünü değil,
Görmesi gerekeni arıyor.
Dilimin tadı susuzlukta değil,
Sabırda kuruyor,
Bir dua çekiliyor gecenin içine,
Sanki göğe değen ince bir çizgi.
İsmin anıldıkça genişliyor gökyüzü,
Rahmet, görünmeyen kapılardan
Usulca süzülüyor içime.
Sahur vakti:
Uykuyla uyanıklık arasında duran büyülü an.
Ruh, en kırılgan sesleri bile işitiyor o dem.
Bir niyet ediyorum:
Bugün daha az konuşayım,
Daha çok kalbimi anlayayım ben.
Ve gün boyu anlıyorum ki
Orucun en zor yanı açlık değil;
Kendi karanlığını fark etmek,
Sonra o karanlığı usulca söndürmek…
İftar vakti yenilen her lokma,
Bir günahı da siliyor inan.
Bir yudum suyla;
Toprağa düşen bir tohum gibi,
Yeniden doğuyor insan.
Ramazan,
En çok,içimdeki beni konuşturuyor:
Nereden geldim?
Nereye gidiyorum?
Neyin nesiyim?
Hangi yükleri taşımam gerekiyor?
Hangilerini bırakmalıyım?
Her gece biraz daha hafifliyorum,
Her sahur biraz daha açılıyor içimdeki düğüm.
Ve biliyorum:
Bu ayda,
Bir yolculuk,
Bir teslimiyet,
Bir derinlik arıyorum.
Nefse kilit vuruyor,
Ama ruhun kapılarını ardına kadar açıyorum...
Kayıt Tarihi : 18.2.2026 04:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!