Nefs mertebeleri nelerdir,Yukarı nasıl ç ...

Yusuf Tuna
16939

ŞİİR


124

TAKİPÇİ

Nefs mertebeleri nelerdir,Yukarı nasıl çıkılır?

Nefsin içinde bulunduğu belli alışkanlıkları vardır,sinede bu kalbin fanusudur,
Bu alışkanlıklarından vazgeçmesiyle yukarı mertebeye çıkması söz konusudur.

Nefsin ilk mertebesi; Nefs-i emaredir,bu makamda bulunan bir nefis söz alır,
Nefis sürekli sahibini kötüye teşvik eder,bütün telkinleri, dürtüleri bu yönde olur.

Nefsi emmare,insan nefsinin en aşağı mertebesi olup,onu dize getiren imandır,
Muhakkak nefis kötülüğü emredicidir,âyetinin haber verdiği büyük düşmandır.

İnsan önce şehvet, hırs ve hasedin emrine girer,sonra buna alışır,
Ruh ve kalbi aşağıların ve bayağıların hizmetine sokmağa çalışır.

Kötülüğe aşıktır, harama düşkündür, sefahate hayrandır,
Hayırlı işlerde tembel ve ürkek, şerde cesur ve atılgandır.

Şeytanı meleklere secdeden men eden haset ve kibiridir,
Bu nefsin önde gelen sıfatı ve en belirgin özelliği cebiridir.

İkinci mertebesi Nefs-i Levvamedir,bu mertebeye yükselen bir nefis gider,
Sahibinin daha önce yaptığı yanlışları yapmaması gerektiğini telkin eder.

Daha sonra mutamainne, radiye, mardiye mertebeleri gelir.
Her birinin kendine has özellikleri vardır,ehli olanlar bunu bilir.

Bu imtihan dünyasında, insanlar nefislerinden gelen telkinlerle yürürler,
İlâhî fermandan gelen hidayet haberleri arasında bir mücadele verirler.

Kazanılan her mücadele, yani yapılan her ibadet ile insanlar yeni bir makam alır,
Vazgeçilen her kötülük, uzak durulan haram nefis için bir terakki basamağı olur.

Yükselme yoluna giren bu nefsin son durağı rıza makamıdır; razı olma makamı,
Allah’ın taktir ettiği her şeyi rıza ile karşılayan böylece Hak rızası alma makamı.

Bu makam Erenlerin yücelik makamıdır Kutup olarak bilinir,
Bu makama eren nefse, Cenab-ı Hak şu hitapta bulunur:

“Ey mutmainne nefis Sen Ondan O da senden razı olarak Rabbine dön,
Seçkin kullarım arasına karış (dahil ol) ve cennetime gir'' ve Rabbini an.

Kalb,daha çok duygusallıkta yer alan ehl-i tarikin rıza özelliğini anmıştır,
Allah sevgisini özümsemek için kalbi bir mekanizma olarak kullanmıştır.

Çünkü, sevginin gözü kördür, Allah’a aşk-ı hakikiyle bağlananlar susmazlar,
Bu makamda insanlar yaptığı fiillerde hiç bir dedi-koduya kulak asmazlar.

Eğer insan yalnız bir kalbden ibaret olsaydı; bütün masivayı terk lüzum gelirdi,
Hattâ esma ve sıfâtı dahi bırakmak,Allah'ın zâtına rabt-ı kalb etmek lâzım gelirdi.

Fakat insanın akıl, ruh, sır, nefis gibi pek çok vazifedar letaifi ve hasseleri vardır, İnsan-ı kâmil bütün letaifi; kendilerine mahsus hakikat canibine sevketmesi zordur.

Ruh dairesi,kalb dairesinden daha geniştir,“Elestü bezmi”nde söz yerin bulur,
Verilen söz doğrultusunda kulun hayat bulması ruh dairesinin bir tezahürü olur.

Kalbin, aklın, fikrin dahi bazen haberdar olmadığı sahada ruh üflenmiştir,
Bu manada kalp ile seyr-u süluk eden bir ruhun dairesi oldukça geniştir.

İman ve salih amelin ihlasla tahakkuku nisbetinde insanda iyi hal olur,
İyi olan insanın kalbinde kişinin ruhanî seyru seyahati kuvvet bulur.

Hafi kelimesi kalbdeki sırrın öte tarafı yani yansıması anlamına gelir,
Kalb, sır, hafi, ahfa terimleri ise Kur’an’dan alınmıştır bunu ehli iyi bilir.

İster yavaş konuş, ister açıktan, O’na göre birdir,sevgi ondan gelir,
Zira O SIRRI da (gizliyi de) , AHFAyı da (gizlinin gizlisini de) bilir.

Kalb:İmanın mahallidir,hissiyatın mâkesi olduğu için mahallidir,
Sevgiyle aşk dercesine varan ilahi aşkı bulduğu için mahallidir.

Kur’an’ın Hz. Muhammed’in kalbine indirilmesi hakikat-i Bekadır,
Bu husus aşk ile kalbin önemini göstermeye yeterli bir vakadır.

Kalb gizli bir duygu madeni olduğu için sevgi onda yer bulabilir,
Onun için kalp hayatta hem ihlasın hem de nifakın yeri olabilir.

Bu sebeple, kalbe ihlası kazandırmak kişiyi en yüksek makamda tutar,
Kalbteki samimiyetsizlik,özellikle nifak duygusu kişiyi esefeli safiline atar.

Sır ise, kalbten daha içeride olan bir gizlilik odasıdır sırı aştırır,
Oradaki samimiyet kişiyi daha da parlak bir makama ulaştırır.

Hafi ve Ahfa ise, daha da kapalı kapılar ardında bulunan ihlasın odalarıdır,
Bütün samimiyetiyle Allah’ın rızasını esas alan sırrı Ahfanın Hafi adalarıdır.

- Şunu özellikle belirtelim ki, bizim bu isimleri bilmemiz bu odaları girdiğimizi göstermediği gibi, onların ne olduğunu bilmememiz de bizim oralardaki ihlas ve samimiyeti bulmadığımız anlamına gelmez.

Sır,Hafi ve Ahfa en ince iman ve ihlasın gönülde yer bulduğu karizmalardır,
Tevekkül ve teslimiyetin derecelerini ortaya çıkaran işte bu mekanizmalardır.

Kimi, Cennet kazanmak için, kimi cehennemden kurtulmak için amel eder,
Kimi Allah’ın azabından, kimi gazabından kurtulmak için amel eder.

Kimi sadece Yüce Allah’ın rızasını kazanmak için amel eder,
Kimi, bir, kimi yüz,kimi de bin batman sıkıntıya tahammül eder.

Kimi de Hz.Eyyüb peygamber gibi muhabbeti kalbinden eksiltmez bunu söz bilir,
İmanın kalpteki hafi ve ahfadaki kuvvetinin dercesine göre kişilikler meydana gelir.

Dinini bir dinara satanlar yanında elbette insanın sabretmesi zordur,
Bütün dünyayı dinin bir tek meselesine feda eden insanlar da vardır.

Hülasa: Allah’a olan iman, teslimiyet, tevekkül ve muhabbete göredir,
Bu olguların sır, hafi ve ahfaya yerleşmesi derece ve makama göredir.

Onun içindir ki; Hakkın huzuruna ihlas ve takva ile gidilir,
Evliyalar için “Allah sırlarını takdis etsin” diye dua edilir.

Yusuf Tuna
Kayıt Tarihi : 24.11.2015 20:51:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Yusuf Tuna