leylak kokulu akşamlarda
gel dedin de
gelmedim mi
yürek mesafesinde uzattığın
hanımelini tutmadım mı
sen sevdin de
aldanma hoş görüntüye
boş güzelliğe
kaktüs gibi cefalı
ve dayanıklı
ısırgan gibi yaksa da canını
sevdalının hası
açıktı pencerem
zeytin dalları
mis gibi mimoza esintisi
güneş
ve gökyüzü girdi içeri
bir senin kokun yok
kasırgalar
sağanaklar
donduran soğuklar
kandırmalar
kavuran sıcaklar
kanamalar
daha hazmetmemişti Soma’yı
bunca zamana karşın
dinmiyordu yürek acısı
kabardıkça kabararak
doymuştu madenciye toprak
içimizdeki isyan durulmamıştı henüz
sindirebilmektir acıyı
özlemi arayıp
bulamamayı kabullenmektir
ayrılığı dillendirmektir
gerçeği koklayabilmek
soyutlama yapabilmek
yazık
çok yazık oldu
küçücük çıkarlara
egolara
on yılların kazanımlarının
feda edilmesi
yeri geldi dost
yeri geldi
arkadaş
eleştirmenin
nasihat verenin
dinleyenin
istisnasız her gün
güzel görünmek uğruna
ayna karşısına geçenler
kuaföre
berbere gidenler
güzellik salonlarından
acıları
özlemleri
üzüntüleri
unutmak gerektiğini
zamanla unutacağımı söylerdin
sevgili




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!