BİZ
Biz gidiyoruz biz
Karanlığa akan sular gibiyiz
Kardeşlerim ve ben
Bir de annemiz
Günlerin Halepçesinde
İNCE SIZI
Şehirler bilirim
Bir ince sızı yayılır adliye saraylarından
Arka sokakların bir kuytuya kül döktüğü
Bir yarı karanlıktan
HÜZÜNLER İKLİMİ
Bu hüzünler ikliminde
Büyüyen ıssızlık şehrinde
Yanardı bir lamba yeşil
Yanardı bir lamba sarı
CAZ
Şekerrengi giymiş akşamların şehrinde yaralı
Kanı kesilen ağaç köklerinden sızlıyor
En ince tüylerinden yanıyor tahta kılıçların ormanı
Radyoda öksüz oğlan ağlaması caz
Yağmurda gözyaşları
TOPRAĞI ISITMAK
Hüzün dolu bakışlarla yanıyor duaları rüyanın
Eriyip giden sınırlarında
Sisler içinde hasta çocukların
Gelip gelip penceresinde bekleyen
BEBEK
Şehrimde güneşin battığı gün
Siz akşam oldu zannederken
Mızrap gibi kalbe değen
Bebekleri rüzgârın getirdiğini bilmeden
Bir mahkeme zaptı kadar kesin konuşup
SULTANIM
Gündüzsefası köklerinden
Çitlere can veren
İsmi öğreten
Yeni yol bağışı elleri öpülen
Çatısında güvercin kuşları
TANIDIK
Yapılan her şey tanıdık geliyor bana
Tanıdık geliyor yaşamak
Aç bir köpeğin havlaması
Islıkla çalınan şarkı
Yağmurun yağışı denize karşı
YAĞMURLAR
Korkudadır ağaçlarının ışığına alıkoyan bulvarlar
Ne yapabilir statik hesapları
Patlayınca çığlıklar
Okunduğu kumrallığınca
ÖLÜMÜM
Yüzüme tüküren cesetlerin
Süt gelmez memelerinden
Soğuk bir silahın
Bedene değdiği her yerinden
Kan fışkırıyor içime
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!