Saatler seni aklımdan silmeme yardımcı olmuyordu, bu günlerde. Bende inadına başka şeyler düşündürmeye mahkûm etmiştim kendimi. Sonunda öğrendim de gönlüm üstün gelmişti, dillerde gülerek basitçe söylenen AŞK kelimesi kalbe döküldüğünde daha da zormuş anlaşılan. Sahip olduğum duygu hangi cinsti anlayamamıştım, karşı bir cinse ihtiyaç duymadan kapanık bedenimde üreyip duruyordu. Çözüm yolu olarak başka şehirlerin, başka kasabaların boş sokaklarını tercih etmeme rağmen olmamıştı. Taşınırken sırt çantamla bir şehirden bir şehre, bana paralel olarak takip eden birisi oluyordu. Gölgen, duyguların kelimelerin ardımdan bağıra bağıra yankılanıyordu yol boyunca uzanan dağlardan kulaklarıma. Kıyasıya bir sıcak savaş vardı bedenimde, boştan yere mücadele.
Unutmuştum içimde senin için yanıp fışkıran kor alevleri öyle sanıyordum, meğer unutmamışım. Ansızın canlanıp kükreyen ucu belli olmayan bir dağ olu veriyordun
Düşününce seni. Kor alevlerin gece boyunca akıyordu kalbimden. Göğsümden başlayıp aşağıya doğru akmaya. Gözyaşım söndürmeye bile yetişemiyordu bile.
Nihayet alabildiğim derin bir nefesten sonra, göz kapaklarımda kurumuş ve yapışmış kirpiklerimle kırmızıya boyanmış gözlerim, sakin bir şekilde karanlıkta nereye baktığımı bilmeden geziniyordu sağa sola çarparak. Sessiz haykırışlarım oluyor neredesin sorusu soruluyordu. Arıyordum olmayacağını gelmeyeceğini elimi tutmayacağını bile bile.
Yumruğumla yastığı sıkı sıkı tutuyor, devam ediyordu bu yakarışlarım çaresiz. Hafiften nemlenen gözlerim yeniden aklıma gelişin, senin bu sevgiyi bitirişin gelirken. Cevaplanmasını istemediğim belki, kabullenmekten korktuğum bir soru vardı şimdi geride. Harabeye dönmüş bu beden, bu kalp ne zaman unutacaktı seni?
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta