Tavanı seyrediyorum.
Çıplak ampulden fışkıran, eğri-büğrü ve çirkin,
Işık dalgaları da odada tur atıyor.
Işık ve ‘dalgasıyla’ bir sorunum yok!
Sadece;
Çarptığı ya da sektiği nesnelerde ‘hüznün’ uyanmasına neden oluyor.
Boyası dökülmüş duvarlardaki boşluklarda uyuyan,
Eski bir kız arkadaşın terliklerinde yaşayan,
Tüm o acı verici hisler,
Saldırı halinde şimdi!
Görebiliyorum onları, tavandan damlıyorlar göğsüme,
Diğer bir gurupsa yere değen nevresimimden bacaklarıma doğru tırmanıyor!
Fakat,
“Artık o kadar güçsüz değilim, amcık ağızlılar!” diye geçiriyorum içimden
Ve yattığım yerden yumruğumu duvara vurup, doğruluyorum.
“Alev saçan ruhumu kemirip, piç edemiceksiniz!” diye bağırıp, kahkaha atıyorum bu seferde.
İşte bu! Siktir olup gidiyolar şimdi.
“Delirmekten başka ,ne yapsam ki amına koyim?” diye geçiriyorum içimden
Kalkıp salona geçiyorum.
Evi paylaştığım diğer arkadaşlar cigara takılıyor.
Oturuyorum yanlarına;
Bir nefes, iki nefes, üç nefes…
Kafamda hiltiyle gezen karamsarlık işçileri kayboluyor.
Zihnim berrak ve durgun bir göle dönüşüyor.
Kanepeye uzanıyorum. O sırada, Mürsel ‘ Onu, bunu bilmem en çok karıya bu adam pompalıyo’ diyor
eliyle beni göstererek!
‘Harbiden o kadar mal, ruhsuz, bir kaşar mıyım?’ diye soruyorum kendime.
Yanıt alamıyorum.
Pas geçiyorum.
Birazdan uyurum zaten.
Kayıt Tarihi : 13.1.2026 22:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!