Sanki tek suçlu bendim bu aşkta
Nefretinle üstüme gelme ne olur
Kurduğun cümleler hepsi bir okta
Hedefi kalbimdir delme ne olur
Nerde o bakışın hani tatlı gülüşün
Hoş değil inan sözlerimi bölüşün
Önce git sakinleş sonra bir düşün
Zamansız ortamı germe ne olur
Hani sağlamdı aşkımızın temeli
Saadet değil miydi ufkundaki emeli
Göz mü değdi bilmem yada nazar demeli
Bir mavi boncuğu bana çok görme ne olur
Kim derdi ki aşkımız bu raddeye gelecek
Bıraktığı anılarla belki sona erecek
Kör şeytanın işi bu aramıza girecek
Şeytana uyup günaha girme ne olur
Çekip gittin ama döner diye beklerim
Bunca derdin üstüne birde hasret eklerim
Sen gelmezsen açmaz nergis çiçeklerim
Kurutup ta yerlere serme ne olur
Vuslatınla her gün beni sınama
Israrım aşkından lütfen kınama
Bir ok gibi saplanır her gün şurama
Yaraladığın gönlümü yerme ne olur
Ömer Kadan
Kayıt Tarihi : 23.2.2026 08:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




teşekkürler, kızılırmağa selamlar sakarya kıyılarından...
.
..
.
hayat trafiği var bir de işte,
hayat trafiği,
örümcek ağından yuvalardaki cinayetler;
kan donduruyor,
kırmızıda…,
ve sen cellat;
bir yaşama her son verişinde,
son sözün söylenmesine anlayış tanıman,
insanın gözüne sokulmuş bir
eros oku değil midir…,
söyle; değil midir,
ki tutucu bir adamım ben çok doğru,
bir yol tuttu mu;
geriye çevrilmem öyle kolay kolay,
ama yalnız,
geri çevrilmenin muhabbete gitmek,
anlamına geldiğine inanırsam,
yön tanımaz olurum ve kararır gözlerim,
evet;
çizgisi orta yerde,
bağnazıyım gerçek hayatın…,
peki şimdi söyle güzel kardeşim,
tam olarak sen neredesin,
bak kaç ömürdür buradayım,
bu denizin karşısında…,
ve ne kadar zaman oldu,
yine hiçliğimle bekliyorum,
kıpırdamadan, eylemsiz seni…;
intiharı seçmiş bir balina kadar ölü,
kıyıya vurmuş ve cansız…,
denizdeyim…,
tam karşısında,
kıpırtısızlığını delecek ilk dalgayı yakalamak için,
gözlerimi kırpmadan bekliyorum…,
kafamı kaldırıp bir an göğe baksam,
yine orada kim olsa bilir,
o şımarık,
tembel ve inatçı bulut…,
sahi şu içi geçmiş dünyanın tepesindeki
bulutlar renk değişmez mi hiç,
hep o puslu gri,
/kaç gündür aralıksız yağan rahmetten/
ki bir iç ses daha evet,
sıkılmaz mı hiç bu inatçı bulut çakılı kalmaktan,
ve hep aynı hoşnutlukta…;
renklerden gri, gri, gri,
kaç fitten bana bakar sorsan,
/hey;
hep maviyi bekleyen,
/çekil aşağımdan;
ki deniz suyu,
köpük,
bulanık burnumun ucu…;
.
...
.
selamlar üstadım
TÜM YORUMLAR (2)