NAZİLLİ’DE YAŞAYAN
Özgür yaşamak hakkı bizim dediklerinden
Efelerle birlikte halktır silah taşıyan
Kuran’da adı geçen incir yediklerinden
Uzun ömürlü olur Nazilli’de yaşayan.
o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…
Devamını Oku
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…
"O Nazilli Unutabilir mi Bizi Kendi Gibi?"
Bir gün ben de bırakır giderim.
O çamurlu
O tenekeli evlerin tespih gibi dizildiği
Bir sigara bahanesiyle dönüp dönüp geriye
Utancımı bir türlü bırakamadığım
Bir ucu istasyona, bir ucu sana çıkan
O yol kalır ardımda…
O istasyon yolu ki ilk kavgamıza şahit
-Sahi kavga etmeyi ne zaman öğrenmiştik biz
Adam gibi sevmeyi öğrenmeden daha!-
O yolun iki yanı yaşlı gözlerle çevriliydi
Fısıltıları kulağıma değil de
Ta kalbime eğilirdi:
“Bak işte! Yine geçiyor mahallemizin eniştesi!”
O nasıl karşılanmaydı öyle
Dişsiz ağızlara nasıl da yakışırdı adımız
Bildiğim yeni çıkan naylon sakızlardan alırdım
O bahar akşamları dönerken yaza
Sokağın başındaki bakkal yolumu gözler
Her gelişimde bütün sakızlar tükenirdi!
Ben şimdi Yeni Sinemada eskiyi izliyorum
Biletçinin ezberinde hala aynı sözler:
“Locanız hazır, vermedim kimselere!”
O loca ki bütün Nazilli’yi yukarıdan görürdü!
Öyle bir sokaktı işte istasyona çıkan
Sanırsın ben değildim ikide bir gelip geçen
Sanki hiç çamur yoktu o yolda
Oturmamıştı kapı önlerine fersiz bakışlar
Yaşamamıştı sanki sakız bekleyen o yaşlılar…
Bir yarım asır geçti neredeyse
Kim bilir kaç kez dolup boşaldı o istasyon
O yol daha ne çamurlar taşıdı!
O tenekeli evler kaç kez yıkılıp
Yeniden yapıldı!
En son gittiğim hamamda ne çok terlemiştim
O hamam taşında eridi sanki ömrüm!
Dar ve oval penceresinden bakarken ben Bozdoğan’a
Madran Dağı’na yağan kardı gençliğim!
İnanır mısın ben hala
Umurlu, Atça derken o yemyeşil bahçelerin arasından
Gider gelirim
Sapsarı portakallarıyla dünü,
O güzelim ağaçlara benzetirim…
16.12.2018 Mustafa Bay
Beni Nazilli'ye götürdü şiir...
Ta o yıllara... "Nazilli Öğretmen Okulu'na..."
Sıcacıktır Nazilli ve Nazillili...
İklimi gibidir insanı, inciri, zeytini, narenciyesi..
Hele şimdi..
Portakal bahçeleri...
Köşk, Umurlu, Atça boyu....... Yeşilin ve sarının seviştiği beldeler...
Tebrikler Şükrü Bey...
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta