Sen içimde konuşan en eski yaraydın,
Ben seni
Kabuk tutmayan dualarımın arasına sakladım.
Bir bakışın düşse geceme
Göğsümde kıyamet gülleri açardı.
Sen bilmezdin…
Bir bakışına şehirler bağışladım içimde,
Sen en tenha yerimde yabancı gibi oturdun.
Oysa ben,
Sesini duyunca bile
Kalbini üşümesin diye örten bir kadındım.
Şimdi soruyorum kendime
Hangi gün kirlendi bu aşk?
Hangi gecenin koynunda
Başka bir tene yenildin?
Adın geçince sesim kendine çeki düzen verirdi.
Şimdi senden geriye yarım kalmış cümleler var içimde.
Ne tamamlayabiliyorum ne inkar edebiliyorum.
Bir zamanlar “biz” dediğim o mezarın başında
Kendi kalbime Fatiha okuyorum.
insan en çok da sonsuz sanılan bir sevgiden çıkarken yetim kalıyor...
Ben seni affederim belki
Ama senin için ölen o kadını
Hiçbir bahar diriltemez.
Öyle bir gidişti ki, sanki vuslat hiç yoktu
Gönlümde beslediğim umutlar şimdi korktu.
Şimdi hangi şiire başlasam
Mürekkep önce seni kusuyor.
Sonra harflerim kendi kendine kanıyor.
Bir zamanlar gözlerime bakınca
Dünyayı susturan adam sendin.
Aynı gözler içimde koskoca bir mezarlık gibi.
Nasıl kıydın…
Birlikte kurduğumuz hayallere,
Gece yarısı edilen dualara
Bu masum sevgime,çocuksu inancıma
Ellerimin sıcaklığına, kalbimin çırpınışına
bana...
bize...
Söyle nasıl kıydın nasıl...
Kayıt Tarihi : 2.06.2026 09:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!