sanrılar içinde
uzandığım yarı dolu bardak
ve kehribar ışığıyla ölgün
sokak lambası
gözlerime bakıyorum
yüzüne değil
bir yüzü var mı bakmaya...
kuşluk zamanlarda
üşüyen kırlangıç gibi
gidiyorum yol boylarına
inen yolcuları seyrediyor
mezarlığa sığınıyorum...
kar tozutan garlara
ve yıkım, yıkım giden zamana
inat ve inançla
susuyorum...
susmalar zamanıdır
çünkü yaşam ilmek, ilmek
boynumuza borç olmuştur
okuduk ve gördük ki
insan hep ama yok olmuş
mavi çarşaflı kadınların yüzünde
serecamlı metropollerinde
ahizelerinde ve vapurlarında
içtiğim çay gözlü kadınları
kusuyor aynalar...
zaman esrik şarkılardan
azade bir şeydir
sıkıcı ve sinir bozucu yalnızlar
ve yokluğun damıttığı kelimler
kelimeler efendim, kölem
kelimeler
benimle akşam üzeri
ölgün ışıklarında buluştular
bulvar meczupları...
Kayıt Tarihi : 12.11.2007 12:17:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!