Mekke'yi aydınlatan bir pûrnûr göründü semada,
Ulu önderin cihanı müşerref kılacağı anda.
Hakkın batıla galip geleceği müjdelenmişti,
Ahmet ism-i şerifi nebilere sunulduğunda.
Maksad-ı yalan dünyada doğmadan kaldı bir öksüz,
Mansur-i Asakir-i Ebabili, Allah-u era.
Ey sevgili aşkımı anlatmaya var mı ki kelam,
Dilhane-i külli nasın hacmiyeti yalnız dâra.
Rumuz-u nübüvvet bir kelamından gayrısı değil,
Allah'ın habibi, ala-yı illiyin , aşk-ı sahra.
Sultan-ı alennebi, düşlerim ağlar görse seni,
Ufkum almaz efendim bu kalbim "O" diye atmakta.
Levh-i Mahfuz'un ilmi, seniyyenin bir rûkunudur.
Unzurna Nas-ı kebir, ciğerim aşk ile korda.
Levlake dedi Sübhan, sebeb-i halekamız oldun,
Lafzı celilin şemsine bir kamer oldun hayr'a da.
Allah'ın kelâmını yaymaya adanan bir ömür,
Hakkını ödeyemez ümmetin, Köle-i Bab olsa .
Salât-u selam olsun ey gönlümün Âl-i sultanı,
Acizanenin naçizane bir seslenişi zat'a.
Vesselam teksin asırlar sonra Kahap aşık sana.
HÛDAVENDİ
Kahap Mert Demirbaş
Kayıt Tarihi : 10.2.2026 21:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Peygamber efendimiz sav'e övgü için naçizane bir şiirim. Akrostiş tekniğiyle yazılmıştır, yukardan aşağı "MUHAMMED RASÛLULLAH SAV" yazmaktadır. Vezni hecedir, 16'lı hece ölçüsüyle yazılmıştır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!