Özetlersek kolektif oluş, üretim yapar oluş ve kişisi sahiplikler evvel değildi. Kolektif oluş üretimden de, kişi sahipliğinden de önceydi. Üretim de kişi sahipliğinden ve kişi sahipliği olan El'den önce olmuştu. Böyle olunca, kolektif oluş ta ahir olmayacaktır.
Kolektif oluşun ilkeleri, özellikle de totem dönemli hemcinslerimizle yasa haline getirildi. Tabu ilkeler kolektif ligin yasasıydı. Bu türden kolektiftik, ortaya konması son çözümleme içinde kişisi sağlatmaya dönüşecekti. Kişisi sağlatmaya dönüşecek olan kolektif oluşlarınız günlük avcılık ve toplayıcılık davranışlarını organize eden düzenlilikti.
Doğa, ittifakların üreten ilişkilerine kadar birçok tür çeşidi olan görünüşle insana benzer hemcinsler ortaya koymuştur. Benzer oluş fizik olarak, çoğu yetenekler olarak, biyolojik olarak bize çok çok yakın olsalar da bunlar insan değildi. Benzerlerimize insan değildi demek asla süreci aşağılamak için söylenen bir tanım değildir. Bir süreç durum tespitidir.
Değilse hem geçmişi hem bilgiyi hem tarihsel bilinci karartırız. İnsanımsılar dediğimiz bu hemcinslerimizi, biyolojik ve ontolojik tanımlamalarıyla da belirtmiyorum. Hâlbuki totem hemcinsler insan olmayı ortaya koyan devamlılık ve fail olmalarına rağmen totem eşler de insan değildi. İnsan öncesi insanımsılar ruhen de insan değillerdi. İnsan ruhunu üreten ilişkilerden ve toplumdan almıştır. İnsan biyolojik benzer olmanın dışında ve insan insanın üretim hareketi ilişkisi olan toplumsa varlığıyla ortaya konmuştur. Saptama budur.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta