Hısımsız devrikliğin, isimsiz ailelerine uzanan yolun, sonu. Baştan aşağıya toz, aşağıdan yukarıya toprak. Kil, duman...
Amansız rüzgarın bakışıyla, havaya savruluyorlar, apansız bir hakarete maruz kaldıklarında, susuyorlar.
Sanki hiç rüzgarla buluşmamış gibi, geldikleri gibi gidiyorlar.
Güneşli bir karanlığın ortasında, orasında ya da burasında çamurlaşan bayat mı bayat ahmaklığa,
Parçalı bulutlu günlerden demet sunuluyor anca.
Kabul eden de, ettiren de, yeminsiz aşka, ardında saklandığı akla...
Gittikçe dramatik, lirik ve epik bir hâl alan, dudak arasından bırakılınca birkaç yalan,
Yağmuru seviyorum diyorsun,
yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun...
Güneşi seviyorum diyorsun,
güneş açınca gölgeye kaçıyorsun...
Rüzgarı seviyorum diyorsun,
rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun...
Devamını Oku
yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun...
Güneşi seviyorum diyorsun,
güneş açınca gölgeye kaçıyorsun...
Rüzgarı seviyorum diyorsun,
rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta