Bilmiyorum ne var bende, ne kaldı elimde,
Yürüyorum sandıkça duruyorum yerimde.
Zaman bu durmuyor ki, akıyor aleyhimde,
Birdim ben bin oldum, kaldı bana sefalet.
Gökler titrer, gün doğardı sen söyleyince,
Hak uğruna haksızlığı bu yolda öğrenince.
Boşa değil fenâ bu, bilemezsin görmeyince,
Ruhum uçsuz bucaksız karanlıkta nedamet.
Yarılsın yerler, boyansın tüm iklim bir daha,
Gelmeyecek bundan sonra başka bir bahar.
Arasam da bulamam senin gibi pîr daha,
Yalnızlıkla eğitilince anladım ki heba hep.
Rabb-i Âlâ bahşettiği güzelliği geri alır mı?
Hep beni Hallâc'ım, seni de Cüneyd sanırdım.
Gönül bu sınavından geçemeyince darıldı,
Yaşadığım her gün bir yük kadar garabet.
Ayı yılı bilmeden yaşadım onca zaman,
Ne yaşadım ne yaşlandım haz almadan.
Yok et artık ey Latîf, bu nefs azmadan,
Can olana canan ancak gelir kıyamet.
Kanat istemem sensizlik varsa sonunda,
Görüyorum sanki iki melek var kolumda.
Öyle bir haykırdım ki Rabbimin huzurunda,
Sultanın hatırına bana bahşeylendi şerafet.
Bir ben vardım bu cihanda bir de garip Hallâc,
"Enel Hak" diyen ben sanırdım, biri dedi: "Yaklaş!"
Bir hırkam vardı sırtımda, Nesîmî'den nakkaş,
Namus dediğin nedir ki, taşa çaldım melamet.
Ey Ati, hamdın bir zaman çok bekledin, yandın,
Dert çekmeden sabretmeden sırrı verir sandın.
Bu âlemin güzel yüzü suyu hürmetine kandın,
Hak uğrunda yanana hiç verirler mi helâvet?
Kayıt Tarihi : 31.1.2026 03:58:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!