Üflediğinde rüzgâr, girdiği boşluklara…
Sihirli sesini ney'in,dinletir her yana…
Gerinir İstanbul yorgunluğu, biten günün
Ve uyur serin kuytularında mermerlerin…
En yakınlar hâriç,hâkim renk, artık siyâhtır
Şeh-zâde Câmisi, bu karanlıkta sabâhtır
Karanlığa işlenmiş gümüş rengi siluet;
Zirvesi ufku kaplayan uhrevî bir heybet
Salar gönüllere… vakit gecenin sonudur
Gecenin değil sanki, en sonranın sonudur…
Uğultu, kulağımda…sonsuzluk çağlayanı;
Mekân,mekânsızlıktır; zamansızlık zamanı…
……………………………………
Ve üfler gene rüzgâr, girdiği boşluklara
Dinletir nefesini,yakın ve uzaklara…
Uyanıp İstanbul zindeliği yeni günün
-Sür'ati kadar hızlı, yeni açarken gülün-
Kaplar gene birazdan, tüm açık alanları
Maviyle deniz gibi, gece ayrılanları…
Bir uyum ki, içinde tüm pürüzler son bulur
Ses,renk ve ruh birleşir,hepsi bir bütün olur
Böyledir,benzersiz,bir tanedir her köşesi;
İstanbul,doğunun ve batının hazinesi
Gelmiş ve geçmiş bütün iyi niyetlerinin
Mütecessim hâli değil midir eskilerin?
Kayıt Tarihi : 13.4.2006 09:21:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

TÜM YORUMLAR (4)