İkinci el bir hayat.
Yeni bir başlangıç.
Mutlu musun?
Hayatın kocaman bir yalandan ibaret...
Otogarda bıraktığın sevgilin o da mutlu mu?
Şimdi gözlerini kapat, onu düşün.
Altı on beş ekspresi
Kimi geç kalmış işine kimi aş(k) ının peşinde
Bir yaz sabahı
Gözleri zeytin siyahı
Altı on beş ekspresi
Sus ve dinle gecenin nefes alış verişlerini, rüzgarın fısıltılarını,
İliklerime kadar işlemişsin dün gece şimdi it gibi titriyorum.
Tenhalaşıyor gözlerim.
Tenhalaşıyor sözlerim.
Tenhalaşıyorum.
Üşüyorum.
Şimdi hangi limana döksem içimi...
Hangi şehir dinler geceyi yırtan avaz avaz susmalarını.
Kim çeker ulan seni...
Hangi şehir? hangi kadın?
Bir mum misali eriyip gidiyor zaman,
Bir sonbahar hüznü çöküyor dizelerime.
Ve ışıklar sönünce kendinden kaçamıyor insan...
*
Zaman bizimle dalga geçerken
Dakikalar sana tutsak, saniyeler sana hasret
Yerli yersiz anlarda karşıma çıkışlarında,
O ürkek bakışlarında mavi bir rüyaya dalıp kayboluyorum
Ağa bey paşa sadrazam.
Nerede nizam intizam.
Vurdular beyaz güvercini kanatlarından.
Çırpındıkça acıyor tırnaklarından.
Medeniyet dediğin tek dişi kalmış "gergedan."
Balık istifi bedenler gördüm mülteci kayıklarında.
Ana’dan üryan bedenler…
İnsan; gıcırdayan bir tahta parçası mülteci kayıklarında.
İnsan; umut, sıla, kördüğüm.
İnsan; kaçak, masum, çıplak mülteci kayıklarında.
Düşürme gözlerini gözlerimden.
Bu şehrin sokakları hep sana çıkıyor.
Güvercinleri sana benziyor.
Martıları senin gibi uçarı.
Şehir sen gibi.
Tozlu ahşap merdivenlerden karanlık bir mahzene indim.
Uzakta bir ışık gördüm ve ilerledim.
Attığım her adımda ışık biraz daha büyüdü, o büyüdükçe ben körleştim.
Ve tok bir ses; Sen kimsin neyin nesisin burada işin nedir?
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!