Yine bir gece ve yine baş başayım kendimle, işte yine seni bulup kaybettiğim
yerdeyim.
İnsanın bir şeylere karar vermesi ne kadar zor;
ya seni içime gömmeli ya da
artık içimden söküp atmalıyım. Ama her ne olursa olsun susmalıyım.
Hangisi daha
Karanlığımın Son nefesleri belkide, sigara ile ciğerlerimi doldurduğum, geçmiş kokulu anılar...Aydınlatabilmek için ruhumun kör kuyularını, belki bir ŞEMS'tir ihtiyacım olan belkide sadece ZAMAN. Geç kalmaktan korkuyor, buzdan kir kalelerimde bir kıvılcım daha bekliyorum... Sonra bir nefes daha alıyorum, sessizce yaktığım sigaramdan, geriye dönüp bir kez daha bakıyorum aşka yenik düşmüş yüreklere.... Pembenin tonlarını arııyor gözlerim gözlerinde, kalbim ise yine meçhule giden gemide...Sürüklüyor düşünceler geriye en geriye... takvim yaprakları bir bir düşerken
ömür denen bu yolculukta, daha kaç nefesim var alacak, daha kaç engel var aşılacak yada takılacak, daha kaç anı varsa içimi yakacak, hepsini bir bir yaşayarak....Aklımdaki cevaplanmayı bekleyen yüzlerce soruya vereceğim tek cevap {SUSMAK}
SENsizliğin sönük lambaları altındayım
bir yudum SEN aradı dudaklarım
çarpmasada artık SENsiz yüreğim
SENden başkasını görmesede gözlerim
SENsizliği değil SENi yaşamak isterim
sadece yazmak istedim içimden geçenleri
Bir düş kırılacak olsa ansızın
Gelir konaklar bağrıma senin sızın
Ki elimde kalmıştır çoğu zaman alın yazın
Emsal-i görülmemiş bir fırtına kopar içinden
Emsal-en bir ömür düşer gözden
Geç alınmış bir soluk kadar acıtırsın canımı
Asacak olsan yüzünü, hüznüm dondurur kanımı
Zaman-ki boşlukları bataktan örülmüştür
Neden olmasın belki emsal-in görülmüştür
Lakin kaç masum sevdanın kanına da girilmiştir
Ve ne mutlu ki kimse bilemez sendoğan güneşi
Çünkü suretinin ne Emsal-i vardır ne eşi
Şimdi sürüklendiğin boşlukları topluyorum ardından
Dönemiyorsun da geriye bin bir türlü derdinden
Emsal-i hayat ki senin avuçlarında başlar
Sen ne vakit sussan akmaya korkar yavaşlar
Şimdi Emsal-i görülmemiş bir sevda sende bitiyor
Şimdi Emsal-i hayat hayali dudaklarında bitiyor...
Bir parça hüzündü, koskoca hayattan koparabildiğim,
ne yanıma kâr kaldı ölümüne sevdiğim,
ne de.... önünde diz çöküp eğildiğim,
sevdanın celladı baş ucumda
ayrılığın kör kılıcı ellerinde,
yüreği yakan AŞK ateşi içimde,
Bir yolculuktu benimki; yolumu gösteren de, o yola ışık tutan da sendin
O yola buzdan duvarlar ören de, duvara ismini yazanda sendin
Sonra alıp elimden silahımı o duvarı yıkmamı isteyende sendin…
Matem arayışında olan da sen, mateme gerek yok diyende sendin
Bir BEN vardı bende, BENDEN öte işte o BEN likte sendin…
Bir gün herkes için doğan güneş benim için doğmayacak..
Karanlığın kuytu caddelerinde yürüyüp, sessiz sokaklarında sızıp kalacağım
Aşkın kadehinden bir yudum daha alıp , kapayıp gözlerimi
Mehtabın masasında bana ayrılan köşesine oturup
Ne kadar söylenecek söz varsa içime atıp
SUSKUNLUĞUMA sessizlik katarak
farklıyım bugün
gecen herdakikada seninleyim sanki
mutluyum bugün
sende benimlesin belliki
içime çektiğim her nefeste
seni buluyorum bugün
bu nefes bir sigaranın ilk veya son nefesi olsada.
seni düşünüyorum her saniyemde
seni düşlüyorum gelecek her vakitte
anlam veremiyorum artık
belkide artık anlam vermek istemiyorum,
hayatı akışına bırakıp delicesine yaşamak istiyorum
ve bir iki mısra yazmaya çalışıyorum
onu bile elime yüzüme bulaştırıyorum
bu yüzden susuyorum bu gece bitene dek susuyorum
…
Bırak solsun sararsın yapraklar,
Bırak sönsün bütün ışıklar,
Meçhule giden geminin yolcusu yoksa eğer,
Bir bir tükensin yalancı hayatlar…
Karanlıkların en koyu demi yaşanıyor bugece..,
Söylenecek onca söz varken dile dökülen tek bir hece..,
Renkler suskun yine, siyahlar konuşuyor sadece...
Kılıcımı, kalkanımı atıp bir köşeye...
yürüyorum bilinmezlere sakin ve sessizce
Bütün yalancı ışıkları söndürüyorum bugece...
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!