Yazdığımı bildin, yandığımı da bildin
Bazen su döktün, bazen harladın
Yıllar yılı çoktan geldi geçti
Resmiyet köprüsünün üstünden
Halâ siz’den sen’e geçemedik..
Sen hep çok oluyorsun
Ben az oluyorum,
Sen hep kış oluyorsun
Ben yaz oluyorum
Sen geçip giderken
Kaldırım taşlarının üstünden
Ben canımın acısını unutur
Bugün, içimden seni görmeyi dilerken
Çıkıverdin karşıma birdenbire.
Kanatsız kuş gibi
Uçarken mutluluktan
Keşke
Başka bir şey dileseydim dedim.
DOLUNAY TAÇ TI 09.12.2013
Denizin karşı kıyısında
Sahil boyu sıra sıra
Şehrin ışıkları rengârenk
Nerdesin, aklım, fikrim
Nerdesin, kalbim, gönlüm
Gidenlerle çıkıp gittin
Ben kaldım biçare naçar
Nerdesin gün ışığım
Gün geceyi getirmez aklına
Güneş, doğduğu sürece.
Güneş battığında;
Teslim olur karanlığın kollarına.
Güneş doğar
Unutur geceyi
İnsanın sırtından vurulması gibi
Acıyı hissedersin de
Akan kanı göremezsin ya
Tutunduğun dalın kırılması gibi
Güvendiğin dağlara karın yağması gibi
Yapmaz etmez dediğinin
Bir ses,
İnsanın üstüne çökmüş
Dert dağlarını kaldırmaya yetiyor
Dost dediğin
Issız sokakları dar ettim duygularıma
Yıldızlar kaydı ben seyrettim
Şehrin ışıkları söndü bir bir
Ben halâ ayıktım, ayaktaydım
Azaltamadım efkârımı dün gece..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!