1965 yılında, Köyceğiz'de doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Köyceğiz'de, yükseköğrenimini ise İstanbul'da tamamladı. Edebiyatla, özellikle de şiirle küçük yaşlarda ilgilenmeye başladı. Klasik arkeoloji ve Türk Dili ve Edebiyatı eğitimi alan Güçlü, edebiyat öğretmenliğinin yanı sıra tarihi coğrafya ve tarihsel çevre üzerine bilimsel çalışmalar yapmaktadır. Yazıları çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanmaktadır.
Yüzleşerek girilir içeri
Binlerce yılın birikimi
Taşların yanan ateşlerin
Sunaklarına bırakılan hep
Köle bedenimdir, benim
Zaman olurdu unuturduk saatleri,
oltaya vurmasını beklerdik anıların.
Endamını rüzgarında dağıtan leylak
en onulmaz seyrinde gecelerin susar,
yoksan sözcükler karşıtına dönüşür,
kaya diplerini besleyen yeşil yosun
Satılmış grev pankartı önünde
Daha düş kırgınlıklarının çok
Kanayan magması duracaktır.
Kendin olmayı bilinceye dek,
çıkma girdiğin o sokaklardan
sonunda yakımlar olsa bile
I.
Derin teneffüs boşluğunda
dörtnala, müfredat yankısı
solungacı sülfür çocukların
hazır olda öldürüldü kalbi
Boynu bıçakta soğuyan
suyun kavdan ateşiyim
masallardan giymişim dağı
gözlerimde zifirden bukağı
Çağla soluklu bulut
Yere göğe sığdıramıyor
Çerçeveli resmini
Yoksul bir kasabaya
Benziyor daha çok
Daha çok mağrur ve
Nereye gitsem
huzursuz bir poyraz
düş izimde.
Göçebeyim belki de ben,
yurtsuzluğu mekan tutmuş
Kıyılarında batık gemiler
Dalgalı gözlerinle uzakta
Açılmamış mektupların gül
Çağıran koyu sessizliği var
Kıvrılmış duvar resminden dışarı
ayakları kedi.
dinleniyor çöpten eşyalar üzerinde
bakışları kedi.
Yağmur düştü
ardından yaprak,
ardından eksilen gölgesi suya.
Kanlı adımlarıyla Eylül
kolaçan ediyor sokakları
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!