Tuhaf kokular saçılır dört bir taraftan.
Gün boyu, kısık ateşte yanar da dinmez.
Akşamüstü kapaklar açılır açılmaz,
Kararır nemli duvarlar; bundan kaçılmaz.
Acılı buharlar saçılır dört bir yana.
Ve ateş sönüp, karaltı dağıldığında,
Meriç’te masallar;
Bir varmış, bir yokmuş diye değil,
Bebek çığlıklarıyla başlar.
Daha gün ağarmamışken,
Geceyi nurlandıran dualar
Doğumu müjdelerken;
Eksiliyor günler,
çıldırtırcasına.
Ne vakit maziye dalsam,
bin ah işitiyorum.
Ruhumda tuhaf dalgalar
Kuşatıyor dört bir yandan.
Farkındayım—
çalıyor
tehlike çanları
Bana Doğruyu Söyle!
Ufukta kaybolan Güneş’i,
parlaklığını yitiren Ay’ı,
sönüveren yıldızları görünce
senin de kayboldu mu hayallerin?
Acı, kaç kelime doğurabilir acı?
Kaç cümleyle yoğrulabilir gözyaşı?
İnsan, kaç şiirle doğrulabilir?..
Şiire sarılarak geçer mi hüzün?
Dostun tesellisiyle güler mi yüzün?
şikayet etmem de acayip hava
arkadaş, avlandık giderken ava
açsak bulutlara okkalı dava
amma ne ki kaybederiz, bilirim
şikayet etmem de huzursuz içim
Mevsim desen, anne mevsimi: şefkatlik,
aylardan umut, havada bir güzellik.
Dışarıya çıktık, ellerim cepte üşüyerek;
yürüdük, çöpteki kedilere selam vererek.
1
Yağmur,
şefkatle damlarken
karanlık şehrin damlarına,
usulca seyrederken




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!