Mazi denizinde aradım çocukluğumu;
Annemin almadığı, benim ağladığım
Plastik uçaktı, oltaya yem yaptığım.
Bir de kâğıt beşlikti kâğıt içi yırttığım.
Çocuk yaşta bıraktım saf mutluluğu,
Yarım kaldı, erken bıraktım yolculuğu.
İzin vermezdin gözlerindeki ışığın
Kalbimi ışıtmasına.
Saçlarına değse yanlışlıkla elim
Ahh veya hissetsen nefesimi
İsyan ederdin!
Ceylan hızıyla uzaklaşırdın
Tebessümüyle güneş açtıran sevgilim nerede,
Ne kadar geçmişte benim de gülen gözlerim?
Güneş buz tutmuş, saniye asır oldu bak şimdi
Saatin dakika olduğu o mesut günler nerede?
Hani verilen ahitler, ne bu kemlik, vefa nerde?
Kapkara yeis bulutları zaptetmiş gökyüzünü
Ne bir damla ümit düşüyor ne bir ışık
Düştüğüm yolları kesen dağlar, umacı bildiğim
Güneşimi kaybettim
Her cevap içinde bin soruyla işliyor beynime
Paraşütle inen yok
Yaprak tutunamadı dala,
Çekti toprak ağır ağır.
Kanat açtı kuş göklere,
Çayda bir yudum kaldı
İçilmedik!
Rüyada buldu gözler uykuyu,
En zifiri gecenin en koyu karası;
Karanlıkta ay sanmıştım ben seni!
Uzun kış gecelerinin soğuk ayazı;
Güneşe özdeş sanmıştım ben seni!
Sen gittin; gözyaşlarım gizli gizli içime aktı,
Sen gittin bu yerler de beni sahipsiz bıraktı!
Sen gittin hayalini emanet ederek ardında;
Sıfır kaldı, gitmekle seni benden çıkardın da!
Sen gittin; sende gittim, sensiz kalamadım,
Gözümde ışık, gönlümde ümitler vardı,
Gündüzler iyi dostum, geceler de yârdı,
Uykulardan uyansam, bir lahza kadardı;
Sen neş’em önünde, “sur” olana kadar!
Ne vakit yansam, yazda yağmur yağardı,
Bir ileri gitsem, bir geri dönerim;
Sen çıkınca karşıma dilim tutulur.
Gözlerim parlasa kalben sönerim,
Söylenmesi gereken sözler yutulur.
Hangi rüzgâr esse senin kapına
Derin bir yalnızlık esiyor şehirde
Vefa kıtlığıyla malûl binlerce insan.
Rüzgâr kararsız, muamma mevsimde
Sessiz dağlar içimde donarken buzdan
Dostlarım kim bilir hangi alemde?
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!