Musallaya vardığın gün Şiiri - Halim Cam ...

Halim Camgoz 3
157

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Musallaya vardığın gün

Musallaya vardığın gün
Adını anmaktan yorulur diller, unutulursun bir gün...
Güneş doğar, hayat akar, mevsimler değişir ama sen kalırsın o dar kabirde.
Eşin, dostun, en yakınım diyenlerin gözyaşı döker ardın sıra;
Amma o yaşlar kurumadan dönerler dünyaya...
Yalnızlığın ilk hecesiyle tanışırsın;
Musallanın o soğuk taşına vardığın gün...
​Gözündeki o dünya perdesi bir bıçak gibi yırtılır ansızın,
Hani o hiç ölmeyecekmiş gibi kurduğun hayaller, bittiği yerde kalır.
"Falan kişiydi" derler, ismin silinir, bir sıfat kalır geriye;
Hatıralar silikleşir, resimlerin tozlanır raflarda.
Koca bir hayatın özeti bir sala vaktine sığar;
Musallanın o sessiz eşiğine vardığın gün...
​Bir kazma, bir kürek sesidir artık en yakın yoldaşın,
Derin bir çukur açarlar, senin sığmadığın şu dünyaya inat...
Dostların başında durur da, "Hakkınızı helal eder misiniz?" diye sorarlar;
Diller "Helal olsun" der ama kalplerdeki yükü kim bilir?
Hesap başlar, perde kapanır, herkes evine döner;
Musallanın o mahzun meydanına vardığın gün...
​Kıbleye döner yüzün, artık dönüşü olmayan bir yolun yolcususun...
Ne rütben kalır omuzlarında, ne de cebinde dünya telaşın;
Yalnızca amelin gelir, bir gölge gibi yanına sokulur.
Hakka verecek cevabın var mı, heybendeki azığın tam mı?
İşte her şeyin sustuğu, mizan kurulmadan önceki son duraktasın;
Musallanın o hakikat kürsüsüne vardığın gün...

Halim Camgoz 3
Kayıt Tarihi : 29.1.2026 05:22:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!