MUSALLA TAŞINDA
Soğuk bir ıssızın sızısıyla açtığında gözlerini henüz uzaklaşmamıştı. Buradaydı işte, içini soğutan bir taşın üzerinde uzaya fırlatılacak bir kabin gibi hissediyordu. Aslında halen buradaydı ama burası bir başkaydı. Görüntüsüyle arasına bir perde girmişti, tüllerin arasından manzarayı çizen ressamın hırçınlığını duyuyordu. Gören perdelerin arkasını hangi gözle görecekti? Neden kuşbakışıydı herşey, büyük ve ölçeksiz? Ama nedendi ayrı duruşu insanlardan, flu görüntü geçmiş yıllarda seyrettiği televizyon görüntüsü değildi. Kuşlar, neden gökyüzünde değildi, hepsi kara toprağa değmişti. Gökyüzü tertemiz, pürüzsüz bir cilde işlenmiş, temiz bir yol gibi çizilmişti. Ruhunun titreşimini, ıslak bir hırıltıyla duyuran bir soluk, sıcak solukların ona bakıp ağladığı bir mevsim geçişi gibi huzursuzluk ve yola çıkmanın kalp çarpıntısında duran yorgun yürekli bir soluk gibi hissetti kendini. Yalnızdı.
Bütün insanlar; karşısındaydı, sadece ona bakıyorlardı, ışığın çarptığı ve onu tanımadan geçtiği bir karasal gölgeydi sanki. Islık sesiyle müziğin soluğunu duyuyordu ama fısıltılar ona bakarak bulmaca çözüyorlardı. Bulmacanın çözülen tarafında kalmış, hep çözdüğü yanı karşısına almıştı. Yaşamaktan arta kalan silik hatıralar bulutu, ona geride kalanların izini vermiş, bir filmin başrolünü gizlice oynayacak sinemanın yer gösterici feneriyle gözlerine silik bir ışık serilmişti. Hep seyrettiği filmi, şimdi içerden bakarak ve kendine bakanların bakışından izleyeceği yeni bir seyirlikte gibiydi.
Yaşarken de hep böyle miydi? Hep o başkalarını başka tarafa atar, insan yüzlerindeki yarayla yatar kalkardı. O karşıda olan, kalp koyan, yüreğinde denizleri tutan, hep hatırlayan ama hiç gülücük emojisi olmayandı. Hep işleri olanlar, hep gezen, seven, beğenen, yiyen-içen, soran, kaçan cesur insanlar, mirasyedisi oldukları zamanlarından kopup neden şimdi buraya ürkekçe toplanmışlardı? Hangi hesabın gösterişine panayırlanmış bir mezraydı burası?
O, neden herkesten ayrıydı? Ayrılık, yüzleri solan insanlar mı demekti? İçinde uzandığı ahşap kulübe, altındaki sert ve soğuk yatak ve sarındığı beyaz kıyafetlerle burada hangi yolculuğun ilk durağındaydı? Neden insanlar elleriyle dokunacak kadar sıcak ama soğuğuyla korkutulmuşlar gibi ayrıksı ve ona o kadar uzaklardı? Misafirlerini saramamanın telaşını duydu. Gelenlere el vermemişti, gülen yüzlerini saklıyorlardı fotoğrafından ve sanki bir önceki otobüsü kaçırmış da soğuk rüzgarda açık durakta beklemenin üşümesiyle ruhlarını kapatmayı unutmuşlardı. Emojiler dağılmış, mediumlar kaçmıştı. Ve kalan ağızlarında veda sözcükleri, sessiz bir dilin içindeki konuşma balonlarıydı.
Gördüğü düşte, son bir yolculuğa uğurlanacaktı ama yaşam daha yeni başlıyordu. Annesinin karnındaki kadar güvende ve pastırma yazından hallice bir sıcakta olacaktı. Galiba yeni bir yaşama doğacaktı ama faturasında ayrılık yazacaktı. Yeni bir başlangıç, eski bir bitişin ölümü, bir ölümün perde arkası ise mutlak bir yaşama yeni bir doğum olacaktı.
Varlığın yokluğuna hüküm giymişti. Anlamadığı dünyanın anlamını çözmüştü nihayet. Öteki isimli bir yargı da o tek şahitti. Yalnızdı. Tek’liğin penceresinden gördüğü karşı ve yalnız olmaktı, artık çok azdı çokluğa karşı. Savunmak gerekti; “-ama başlamalı” dedi, başlamak için bulmak gerekliydi, “-aramalı” eskiden eksik bölümü. Korkmamalıydı, hazırdı en temiz olan, ışıldıyordu ruhunda, o eskinin çocuk yüzü. Gölgesi şahitti hem. “-Işığını ben yıkarım dedi karanlık avluda, korkma” dedi. Işıklar kapandı. Sonra rüyalarını da içeren bir film başladı, aylak bir sinemada, yollar beyazdı, hep sorgusuz yürüdü köprülerden, gökkuşaklarına sarındı geçitlerde, askerliği geçti bir dizi senaryoda yaşam olarak, vukuatsız süngüsünü kuşandı. Hazırdı, yokluğuna giden harekete iz veren ateşi yaktı, gerçeklikten saf tozlar döküldü yollarına, tadıyla hazırlanmış bir doğuma gidecekti şimdi, kaldırıldı musalla taşından, tadacaktı mutlak, hep düşlerinde içtiği kaseden, o bugündü, tattı ölümü…
(kAD’r+)
Kayıt Tarihi : 26.12.2025 21:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Ölüm Temasında Şiir Yazmak. Şiir Atölyesi İçin.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!