Bulutların hürriyetini, dağların heybetini,
bir anne cesaretini, merhametini, şefkatini,
öpüp, kokladığım elleri, o tatlı gamzeleri,
Ve bunlardan en asili, ben seni sevmeyi sevdim.
Bir kartalın uçuşunu, bir tavşanın koşuşunu,
Duyuyor musun benim beyaz sevdam,
gökyüzünde süzülen martıların sesini?
Kulağıma senin ismini fısıldıyorlar sanki.
Sanki dudaklarımda hissediyorum nefesini.
Rüzgâr bu gün kokunu taşıyor burnuma.
Bu gün gözlerini görüyorum bulutlarda.
Her gece yastığa başımı koyduğumda,
Senin yanaklarını öperek koşardım rüyalar alemine,
Ve ben her sabah senli rüyalardan uyandığımda,
Fotoğrafına bakar kokunun hayaliyle sarhoş olurdum sevgili.
Gözlerine bakar eritirdim yüreğimi,
Gecenin bir yarısı, musluğun damlama sesine benzer,
her çarptığında tokat gibi iniyor anıların.
Sensizliğe kolay kolay alışamayacakmışım gibi,
korkuyla tedirginlikle titriyor ayaklarım.
Ben hiç alkol kullanmadım. Ama sarhoşluğu iyi bilirim.
Sen, huseynin kanına doymayan neyneva mısın?
Seni aziz kılıp sevdamı serpiyordum üzerine oysa ki.
Sen bir çölmüşsün meğer, nereden bilebilirdim seni.
Ben her tohumundan yedi başak filizlensin isterken,
Sen üzerine saçtığım sevdayı kurutmuşsun bilemedim.
Çöl kumları arasında savrulmuş yüreğim kup kuru dudaklarında.
İşlemediğim bir suçun cezasını neden ben çekerim bilmem.
Ulaşamadığım bir dalda bırakmışım tüm hayallerimi,
uçurtması ağaca takılan bir çocuk misali.
Öylece bakıyorum aşağıdan güzelliğine.
Dokunamasam da, sarılamasam da,
En azından bakıyorum ya...
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!