Ben bu vatanı
Bir harita çizgisi gibi sevmedim.
Bir mendil gibi cebimde taşımadım,
Ne zaman bir ezan duysam,
O ezan
Sanki göğsümde dalgalanan
KUZİCANIMA İTHAFEN YAZILMIŞTIR....
Seni düşününce içimden garip bir serinlik geçiyor Ezo...
Sıcakla üşümenin aynı anda mümkün olduğunu
sadece senin ardından öğrendim.
Garip olmak kolay bir şey değil.
Garip olmak; sadece yalnız olmak değil,
Anlaşılamamaktır.
Söz söylemeye mecalin kalmadığında bile
İnsanların hâlâ senden cümle beklemesidir.
Geleceksen sessiz gel…
Rüzgâr bile kıskanmasın adımlarını.
Uyandırma geçmişi, bırak uyusun,
Kırılan ne varsa, adınla onardım ben.
Yanağımda unutulmuş bir tebessüm gibi,
Gitmedim...
Adımlarımı sustum, yüreğime döndüm.
Dilimde adınla uyudum her gece,
Rüyama gelsen de, uyanmak istemedim.
Gitmeyeceğim de...
Bugün biraz erken karardı içim.
Saat kaç bilmiyorum,
ama gökyüzü rengine küsmüş gibi.
Ve ben uzun zamandır böyle hissetmemiştim:
Bir şeyler bitecek…
Ama bu kez insanlar değil, günler terk ediyor gibi.
Kapıldım gidiyorum…
Ne rüzgârı sordum,
ne yönü,
ne de nereye varacağımı.
Sadece yürüdüm.
Adımlarımın anlamı yok artık;
Yoruldum...
Ama öyle bedenimden değil,
İçimden yoruldum.
Gürültüden, yüzsüz tebessümlerden,
Kısa cümleli dostluklardan...
Beni benden çeken bu şehirden.
Kıskanırım seni ben.
Ama sandığın gibi değil…
Ne telefonunu karıştırırım,
Ne attığın mesajı sayarım.
Ben seni kimsenin fark edemeyeceği kadar derinden kıskanırım.
Boş şişeler gibi dizildim masaya,
her biri sensizliğin bir gecesi.
İçtikçe bitmeyen, bittikçe içiren,
şu kederin adı neydi sevgilim?
Sana kaldırıyorum son kadehi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!