Elleriyle çiziyor mezarını bir tuvale,
Ölümü resmetmek isterken,
Ölümden sonrasını resmediyor istemeden.
Duygularını zihnine kiralayıp,
Gölgeliyor mezar taşını.
Yalnızlıktan yana kullandığı ömrünü,
Karalayıp anlatıyor bulutları.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
Devamını Oku
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları




Çığlık'ı görmüş olmanız çok mutlu etti. Zira Munch' ı çözümlemek, Munch' daki farklı olanı görmek ve de anlamlandırmaktan daha çok anlamak, yetkin olmayı gerektirir. Yetkinliğinize ve emek dolu yorumunuza saygı ve selâm ile.
Karamsarlıklarımızı gizlemek için neler yapmıyoruz...
Tıpkı E. Munch'un fırçasından tuvale sancıyla ilişen ve fütursuzca büyümek isteyen "kara leke" gibi...
Ne çok kara lekeler var bizi sarpasaran; yutmak isteyen, değil mi değerli şairim.
Munch'un "çığlık"ı geliyor gözümün önüne...
bağırıyor bağırıyor; tıpkı biz gibi, ama duyan yok...
Her daim güzeldir düşündüren ve irdeleyen kaleminizi okumak...
Çok teşekkürler, saygılar, selamlar olsun.
Çığlık'ı görmüş olmanız çok mutlu etti. Zira Munch' ı çözümlemek, Munch' daki farklı olanı görmek ve de anlamlandırmaktan daha çok anlamak, yetkin olmayı gerektirir. Yetkinliğinize ve emek dolu yorumunuza saygı ve selâm ile.
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta