Öz geçmiş
Gümüşhane ilinin Kelkit ilçesine bağlı Söğütlü Beldesi'nde 1978 yılında doğdu. İlköğrenimini Söğütlü İlköğretim Okulu’nda, ortaöğrenimini Kelkit Muammer ve Enver Şahin İmam Hatip Lisesi'nde, yüksek öğrenimini Atatürk Üniversitesi Erzincan Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği bölümününde tamamladı.
2002 yılında Sakarya Kaynarca Fatih İlköğretim Okulu'na atandı. Daha sonra Gümüşhane Kelkit Cumhuriyet İlköğretim Okulu'na tayin oldu. Söğütlü İlköğretim Okulu, 75.YIL İMKB YİBO, Deredolu İlköğretim Okulu'nda Müdür Yardımcısı olarak çalıştı. 2011 yılından beri Ankara Altındağ Hayme Hatun İlköğretim Okulu’nda Türkçe Öğretmeni olarak görev yapmaktadır.
Ahmet Yesevi Üniversitesi'nde '' Eğitim Yönetimi ve Denetimi ” alanında Yüksek Lisans eğitimini 2009 yılında bitirdi. Yüksek Lisans bitirme projesini "Eğitimde Sosyal Sorumluluk ve Hesap Verebilirlikle İlgili Yönetici Görüşleri" (Gümüşhane İli Örneği) konusunda hazırladı. Gümüşhaneli Şairler Antolojisi'nde (2007) , Türk Şairleri Şiir Antolojisi’nde (2007) , Gümüş Portreler'de (2010) , Herfene, Kardelen, Bilimin ve Aklın Aydınlığında EĞİTİM adlı dergilerde yer aldı. Yazıları Kuşakkaya Gazetesi’nde, şiirleri ise ulusal şiir sitelerinde yayınlanmaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!