Siyah kefenler kuşanmış karanlığın yeryüzüne sinen etekleri. Avuçlarının içine alıp sarıp sarmalamış tüm bedenleri. Bedenler kör ve zelil bir şekilde duvarlara çarpa çarpa ilerlemekteydi. Duvarlar birer kefaret çarpılmalar ise kaderdi. Kimileri bu bedeli ölümle ödüyerek yeryüzünden silindi ve kimileri ise hala ışığın peşindeydi. Işık iyilik, karanlık ise birer vebaldi. Işık gözle görülmez ancak görünebilirdi ama çoğu bunu fark etmedi. Fark edende karanlığın tutkusundan elini çekemedi. Ve yenildi, ezildi, sürüne sürüne hayatın günahlarına sevap, sevaplarına günah dedi. Beyaz ipliklerden kendisine kefen biçilsede, içindeki karanlık beyazlığı kirletti.
Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Bitmez tükenmez engeller koydun
Devamını Oku
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Bitmez tükenmez engeller koydun




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta