Siyah kefenler kuşanmış karanlığın yeryüzüne sinen etekleri. Avuçlarının içine alıp sarıp sarmalamış tüm bedenleri. Bedenler kör ve zelil bir şekilde duvarlara çarpa çarpa ilerlemekteydi. Duvarlar birer kefaret çarpılmalar ise kaderdi. Kimileri bu bedeli ölümle ödüyerek yeryüzünden silindi ve kimileri ise hala ışığın peşindeydi. Işık iyilik, karanlık ise birer vebaldi. Işık gözle görülmez ancak görünebilirdi ama çoğu bunu fark etmedi. Fark edende karanlığın tutkusundan elini çekemedi. Ve yenildi, ezildi, sürüne sürüne hayatın günahlarına sevap, sevaplarına günah dedi. Beyaz ipliklerden kendisine kefen biçilsede, içindeki karanlık beyazlığı kirletti.
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Devamını Oku
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta