Nevruz ardı karlı dağlar zemheride üşürken,
Bir alperen binip gitti ecelin kır atına!
Kardelenler poyraz ile kederi bölüşürken,
Hak aşığı bir civan mert çıktı Hak’kın katına!
Yakasında solmayan gül hilale sarılmıştı,
Her nefeste ulu gönlü imanla karılmıştı…
Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Devamını Oku
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan




Tacettin Dergâhı’nın Bahçesinde başucunda bulunmuş biri olarak şiirinizi okuduğum vakit, en gizli yerime neşter vurulmuş gibi irkildim. Bu durum yazılacak cinsten değildi. Gidenle benim aramda, gergefi örülmüş mahrem bir alış-verişti. Şahsımıza âit çok şeyi yazabilmek için kendimizi iknâ etmemiz mümkün iken, böyle bir çetin devrede, emânetin teslimine dâir duyuş ve düşünceleri nakletmek, ebediyete uğurladığımız dünyâ misafiri bir Alperen’in hepimiz için mahrem olan, son derece hususî ve bilinmesi güç haline dâir söz söylemek, bana, sırrı zedeler gibi geldi. Sizi Kutlu/yorum Kardeşim... Allah'a cc emanet olunuz...
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta