HASBİHAL MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ
[email protected]
Biz bu yaşa gelinceye kadar çok şeyler gördük. Sigara kıtlığını, yağ kıtlığını, şeker ve çay kıtlığını gördük. Her ne kadar dedelerimiz seferberlik yaşayıp o günlerin kıtlık günleri olduğunu bizlere anlattılarsa da onlarınki farklıydı. Adı üstünde onlar seferberlik yani toplu savaş halini yaşamışlardı. Buna rağmen ne bağlarını ne bahçelerini ne atalarından kalan değerlerini satmadıkları gibi bunların ellerinden alınmasına karşı topluca mücadelelerini sürdürmüş canları pahasına zafere ulaşmışlardı.
Geldik milenyum dediğimiz çağımıza.
Son padişah Vahideddin'in mühr-i hümayunu 17 Aralık'ta Portakal Sanat ve Kültür Evi'nde yapılacak mezatta 140 bin ytl ile satışa çıkarılacak. (26 Kasım/Hürriyet)
Hey gidi hey!
O mühr-i hümayün ki tarihlere damgasını vurmuştur.
O mühr-i hümayün ki 'saltanat mührü' yahut 'mühr-i şerif' yani 'şerefli mühür' dür. Bizlere Osmanlı’dan kalan en nadide ve en son mirastır.
O mühr-i hümayunun sahipleri ki çağ kapamış, çağ açmışlardır.
O mühr-i hümayunun vurulduğu her name, her ferman dünya hâkimiyetine, Osmanlının azametine tanık olmuştur.
O mühr-i hümayun ki Fransa kralına, İngiltere kraliçesine, İran şahına ve tüm Avrupa ülkelerine Osmanlının fermanlarını emir niteliğinde tebliğ etmiştir.
O mührü taşıyan her ferman her kralı, her kraliçeyi, her şahı hizaya getirmiş; koşulsuz, şartsız Osmanlının boyunduruğu altına almıştır.
Hey gidi günler hey!
Gün dönmüş, devran dönmüş bu mühr-i hümayunun sahipleri IMF’nin istekleri doğrultusunda köylünün traktörünü, vatandaşının ev eşyalarını, devletin Telekom’unu, Tüpraşını, akla gelen her tesisini, her fabrikasını satılığa çıkarmıştır.
Güzel ülkemizin en güzel yerlerindeki topraklarımız, evlerimiz, villalarımız parayı bastıran tebaiyeti kim olursa olsun, dost olsun, düşman olsun, sadık olsun, hain olsun parsel parsel hiç tereddütsüz satılmıştır.
Devletin altın yumurtlayan her tesisi bir koli yumurta fiyatına satıldıkça satılmış, elde bir şey kalmayınca Osmanlının dünyaya hâkimiyetinin izlerini taşıyan mühr-i hümayun satışa çıkarılmıştır.
Vah ki vah!
Temennimiz bu mührün bir Türk vatandaşı tarafından satın alınmasıdır. Bir Türk tarafından satın alınsın ki bu mühr-i hümayunla birlikte onurumuz da satılmamış olsun.
Seferberlikte dedelerimizin anlattıklarına, tarihlerin yazdıklarına göre ülkenin dört bir yanında savaş rüzgârları esiyormuş. Osmanlı yokluklar içerisinde kıvranırken bu haliyle yedi düvelle İstiklal Savaşı veriyormuş. Çanakkale’de Mehmetçiklerimiz sabah kahvaltısı yok, öğlen yemeği yok, akşam şekersiz üzüm hoşafıyla Çanakkale’yi geçilmez kılmış, kan tükürmüş ama Türklüğünden, kahramanlığından, vatanseverliğinden tavizler vermemiş, neticede muzaffer olmuştur.
Türkiye hamt olsun böyle bir durumda da değildir. Öyleyse Osmanlıdan kalan, böylesine değer taşıyan, gurur taşıyan bir ata yadigârı nasıl satılır hafızam kabul edemiyor.
Ne yazık ki günümüz Türkiye’sinde satışa çıkarılmayan hiçbir şey kalmadı ki. Satılsın da, ne satılırsa satılsın. Yeter ki alıcısı olsun. Dost olmuş, düşman olmuş fark etmez.
İnsanın onurunu zedeleyen bir durum.
Mührünü satan ülke!
Ey bu mühr-i hümayunu tarihin beyaz sayfalarına basan şanlı atalarım! Bizleri affedin, bizleri bağışlayın ve bizler gibi nesillerden ne olur utanmayın!
Zaten biz bizden utanıyoruz, bari siz bizden utanmayın!
*********
5 ARALIK 2006 Tarihli ELAZIĞ NURHAK Gazetesinde yayımlanmıştır
Mehmet Şükrü BaşKayıt Tarihi : 8.12.2006 18:16:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Canım gardaşım,
Göderdiğin 185 parçalık Türk sanat müziği yüklü CD'yi aldım.
Çokkkkkkkkkk teşekkür ediyorum.
Selamve dualarımı gönderiyoru.
TÜM YORUMLAR (1)