Küller düşer sokaklara,
sessiz bir feryat gibi.
Gözlerimde gölgeler dolaşır,
geçmişin adımları çarpan kalpte.
Sade bir gece örtüsü
Örttüm üstüme aşktan yanarken
İçimde doğan güneş enerjisi
Kalbimi ısıtırken kış rüzgarı bedenime değerken
Issız bir adada sakin bir bankta oturup düşünürken
En uçta bir şehir: Karataş.
Deniz, omzuma yaslanmış bir mavi çocuk.
Bir rüzgâr geçiyor saçlarından,
adını veremediğim bir iç acısı kadar sıcak.
Sokaklarında sen varsın,
geceyi omuzluyorum, sen geçiyorsun içinden
kaldırımlar birden kısılıyor, adın kadar dar
bütün duraklar sana varmak için uydurulmuş
aşkın, diyorum, kentin arka sokaklarına benziyor
kimselerin uğramadığı bir sessizlikten geçiyoruz
Bir de babam vardı bu evin görünmeyen katında,
Adını yüksek sesle söylemediğim zamanlarda bile
Duvarlarda yankılanan bir gölge gibi.
Ben daha on dokuz basamak çıkmışken hayata,
O kapattı dünyaya açılan kapısını.
Bir şehir sessizdir bazen, ama kalpler değil,
Bir umut yankılanır küçük bir pencereden.
Bir el uzanır, “yalnız değilsin” der,
Ve o anda dünya, biraz daha güzelleşir.
Bir çocuk gülümser, bir anne dua eder,
Bizim zamanımız yavaş akar,
An'ları hisseder, sözcükleri dinler,
Bir bakışın gücünü bilir,
Bir gülüşün şifasını taşırız.
Hayallerimiz kanatlanır sessizce,
Bir sabah uyandım, güneş gülümsüyordu,
Küçük bir ışık vardı parmaklarımın ucunda.
Rüzgâr bile yumuşak, adımı fısıldıyordu,
Belki de umut, en sessiz yerden başlıyordu.
Gözlerimde mavilik, kalbimde ince bir serinlik,
Bir otobüs durağında başlar hayat bazen,
Bir metro kalabalığında kaybolur düşüncelerim.
Herkes sessizce bir yere koşarken,
Ben kendime doğru giderim.
Bir evin içinde annemin sesi,
Bu şehrin üstüne çöken serinlik,
Gün boyu içimde uyuyan hüznü uyandırır.
Bir martı sesine karışır kalbim,
Bir yel eser, çocukluğumdan kalma bir hatıradır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!