Siverekte güneşli gün.
Büyükler şalvarlı;
Eski iskemle, mor poşi.
Kapalı çarşıda kaçak çay kokusu.
Eski çakı satan,
Seyyar satıcılar.
Dile düştüm,
Siyah poşeti arka koltuğa koy
Dara da düşmüştüm.
Yattığım yatak sanki vip koltuk.
&
Bir kaç iğne, bir avuç ilaç.
Yüce dağların silsilesi dumanlar
Kar yağdı mı ola Erciyes'e?
İçlerine gömülen onca kupalar
Hayallerim vuruldu mu ola zincire?
&
Matemi keyif, fazlası zehir sonbahar
Eski bir ağabey,
Uzaktan tanışıklık ama kalpten bağdaşmıştık.
"Bir daha sevmem" diyordu,
Emekliliğini istemişti kalbinden.
Oysa ne hikayeler anlatırdı bize gençliğinden.
&
Muhayyel adını anmak bir yük
Bu yükü taşıdım yıllarca
Mahcup etme beni derdime
Eyleme başımı haneme çökük
Koynumda yatırmadım bir yılan
Ey benimle secdeye giden Allahın kulları
Ben arka safa geçince siz önde kaldınız
Sizin olsun memleketin asfalt yolları
Toprak yol bilmediğinizden, yolda kaldınız
Birle birin üç ettiğine menfaat uğruna inandınız
Bir Süleyman vardı,
Hayali arkadaşım.
Onunla bir kale nasıl fethedilir,
Onu konuşuyorduk.
&
Süleyman ordu getirdi,
Yanımda bir gün,
Süleyman bir şiir açmıştı,
Eski bir şiir.
"Kapat!" Dedim.
"Bir daha da benim yanımda bu adamı açma!"
Süleyman şaşırdı.
Kafamı kessen de çıkmazsın içinden diyordum
Bir gece yarısı azat ettim bu gönülden seni
Senden başkası olmaz diyordum
Ferman geldi elimden, dilimden sürgün ettim seni
O şehre bir daha varamam diyordum
Ne mutlu bana yüzüme baktıysan.
Ne mutlu bana muhatap aldıysan.
Ne mutlu bana kızıp darıldıysan.
Ne mutlu bana hala aşkımın yanındaysan.
Ne hoş bana hala yanımdaysan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!