yazılmamış tabelalarda (Zonguldak)
Kollarımızı uzatıp toprağın derinliklerine
Kara kömürü çıkardık kazarak yeryüzüne
Paydos verdiğimiz boş grup aylarında
Buğday destelerini taşıdık yığdık harman yerine...
VURULUR MU UZAK ZAMANLAR
Doğmamış yıllara kurşun sıkılır mı
Filizlenemeyen aşklar
Yağmur duası
O gün her kes en yeni elbiselerini giymiş bayrama düğüne giyinir gibi hazırlanmıştı,on beş gün öncesinden bu cuma günü yağmur duası her zaman olduğu gibi köyümüzde yapılacaktı, gelenlerin çoğu uzak köylerden oldukları için merkez mahalledeki camimizin önünde kazanlar kurulur,en az yedi sekiz kazan keşkek çorbası pişirilirilip tepsilere dökülür grup grup yerlere oturularak gelen misafirler karnını doyurmuş olurdu ...
Bizim mahalleden yağmur duasına gitmek isteyenler keşkek çorbası malzemesi getirmek hem çorba pişecek kazanlara yardım etmek isteyenler olarak erkenden yazıya (sokağa)çıkıp beklerken bizimle birlikte gelip gidecek varmı diye sağa sola bakınırken,karşı mahalleden ellerinde pazar torbaları ile yola çıkmışlar,onlarda bizim gibi merkez mahalleye gidecek yanlarına yoldaş arıyorlardı.bizden bir ses duymadan biz onlara bir şey söylemeden,aramızda yazısız kural olarak bekleme yeri olarak belirleğimiz yerde beklemeye başlamışlardı.bu taraftan babam ben ve abilerim komşularımız dan amcalarımız ve çocukları 10 kişiye yakın grup ile yola çıktığımızda karşı taraftan gelenlerle yirmi kişi civarında bir kalabalık olmuştuk. iki yakadanda daha gekecek kişinin olmadığına kanaat getirdikten sonra yola çıktık, az ötedeki mahalle kabristanın başında herkes kendi başına herkesin bildiği 3 ihlas 1 fatiha okuyup ölmüşlerimizin ruhuna bağışlayıp duamızı yapmış olduk bu kabristanın yanından her geçtiğimizde okuduğumuz duaların her birisini tanımış olduğunuz mahallemizden ahirete göç edenlere birinci görevimiz sayıyorduk, duayı akşam ezanından sonra kabristanın yanından geçtiğimizde nedense yapmazdık.
Yolumuzun bundan sonraki yarım saatlik kısmı yokuş yukarı idi,tarlaların hasadı alındığı için kullandığımız yoldan gitmeyip tarlaların içinden yolu kısaltıp kesmenleme tepe diye tabir ettiğimiz tarlaların başına varmıştık.Bundan sonrası biraz rahattı dayım'ların oturduğu mezraya vardığımızda oradan da beş altı kişi bize katılıp yürümeye devam ettik,artık yolumuz akuru bir yoldu güneş sıcaklığını hissettirmeye başladığı halde gittiğimiz yolun etrafı sık meşe kayın çam ağaçları ile dolu olduğundan,serinlik içinde merkez mahallenin girişindeki teyzemlerin oturduğu evin önünden geçip mahalle içinden camimize ulaşmıştık.Merkez mahalledekiler hemen hemen herkes cami önüne toplanmış kazanları yerlerine yerleştirilip altlarına ateş yakmaya başlamışlardı, elimizdeki malzemeleri her yıl keşkek çorbası pişirmedeki hünerleri ile bildiğimiz bir amcaya teslim edip kazanların yanından geri çekildik, çünkü fazla kalabalık yapmak her yerde oldugu gibi buradada sıkıntı olup kazanların kaynamasını geciktireceğimizi biliyorduk......
Yağmur duası
O gün her kes en yeni elbiselerini giymiş bayrama düğüne giyinir gibi hazırlanmıştı,on beş gün öncesinden bu cuma günü yağmur duası her zaman olduğu gibi köyümüzde yapılacaktı, gelenlerin çoğu uzak köylerden oldukları için merkez mahalledeki camimizin önünde kazanlar kurulur,en az yedi sekiz kazan keşkek çorbası pişirilirilip tepsilere dökülür grup grup yerlere oturularak gelen misafirler karnını doyurmuş olurdu ...
Bizim mahalleden yağmur duasına gitmek isteyenler keşkek çorbası malzemesi getirmek hem çorba pişecek kazanlara yardım etmek isteyenler olarak erkenden yazıya (sokağa)çıkıp beklerken bizimle birlikte gelip gidecek varmı diye sağa sola bakınırken,karşı mahalleden ellerinde pazar torbaları ile yola çıkmışlar,onlarda bizim gibi merkez mahalleye gidecek yanlarına yoldaş arıyorlardı.bizden bir ses duymadan biz onlara bir şey söylemeden,aramızda yazısız kural olarak bekleme yeri olarak belirleğimiz yerde beklemeye başlamışlardı.bu taraftan babam ben ve abilerim komşularımız dan amcalarımız ve çocukları 10 kişiye yakın grup ile yola çıktığımızda karşı taraftan gelenlerle yirmi kişi civarında bir kalabalık olmuştuk. iki yakadanda daha gekecek kişinin olmadığına kanaat getirdikten sonra yola çıktık, az ötedeki mahalle kabristanın başında herkes kendi başına herkesin bildiği 3 ihlas 1 fatiha okuyup ölmüşlerimizin ruhuna bağışlayıp duamızı yapmış olduk bu kabristanın yanından her geçtiğimizde okuduğumuz duaların her birisini tanımış olduğunuz mahallemizden ahirete göç edenlere birinci görevimiz sayıyorduk, duayı akşam ezanından sonra kabristanın yanından geçtiğimizde nedense yapmazdık.
Yolumuzun bundan sonraki yarım saatlik kısmı yokuş yukarı idi,tarlaların hasadı alındığı için kullandığımız yoldan gitmeyip tarlaların içinden yolu kısaltıp kesmenleme tepe diye tabir ettiğimiz tarlaların başına varmıştık.Bundan sonrası biraz rahattı dayım'ların oturduğu mezraya vardığımızda oradan da beş altı kişi bize katılıp yürümeye devam ettik,artık yolumuz akuru bir yoldu güneş sıcaklığını hissettirmeye başladığı halde gittiğimiz yolun etrafı sık meşe kayın çam ağaçları ile dolu olduğundan,serinlik içinde merkez mahallenin girişindeki teyzemlerin oturduğu evin önünden geçip mahalle içinden camimize ulaşmıştık.Merkez mahalledekiler hemen hemen herkes cami önüne toplanmış kazanları yerlerine yerleştirilip altlarına ateş yakmaya başlamışlardı, elimizdeki malzemeleri her yıl keşkek çorbası pişirmedeki hünerleri ile bildiğimiz bir amcaya teslim edip kazanların yanından geri çekildik, çünkü fazla kalabalık yapmak her yerde oldugu gibi buradada sıkıntı olup kazanların kaynamasını geciktireceğimizi biliyorduk......
YARIM
Yere basmayan sevinçlerimiz oldu bizim
Bir ucu bulutlara bağlı
Ne yere düştü ne bulutlara karışıp gitti
Dizildi evrenin künyesine
YARIM KALIR HER ŞEY
Sen şimdi ona gökyüzü dersin
Havaya şöyle bir baktığında
Orman dersin önündeki yeşil ağaçlara
YAlAN MIYDI YEDİ CÜCELER MASALI
Yalan mıydı yedi cüceler masalı
Biz hepimiz biriz dedilerdi
Biz hepimiz biriz zannettik
Biz gibi yaşadık yürekten
O95 YILLIK SEVDAMIZ CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN
Yirmi Dokuz Ekim
Olamazdı yurdumda düşman neferi
Bağıma tarlama hür gitmeliydim
Yirmi Dokuz Ekim'e sor
Yokluğun yoksulluğun,gün görmemezlik
Aç açık günleride basardın bağrına
Evinin duvarlarından geçen rüzgar
Üzerindeki yorganla dostluk kurar
23 NİSAN 1923
Onca meşaket sancıdan,acılardan sonra
Hoş gelmişti dünyamıza Türkye Cumhuriyeti
Armağanıydı Ulu Önder Atatürk'ten bize
Bu kutsal vatan üzerinde yaşayan herkese




-
Metin Solak
-
Metin Solak
Tüm YorumlarEvet insana keşke seneler önceki durum hiç değişmeseydi olmasaydı şu teknoloji meknoloji dedirtecek dizeler tebrikler efendim
Allah böyle acılar göstermesin birdaha. Dmuyarlı yüreğinize sağlık