TEŞEKKÜRLER HERKESE
Gel demiştik önceden davul zurnaya
Haber salmıştık eşe dosta akrabaya
Hazırdık çocuklarımıza yuva kurmaya
Başladı düğün, meytar çalıp oynayınca
Vakit dar gün kararmakta gelir ayrılık vakti
Keskin bir bıçak gibi gerçek oturur şurana
Şimdi mısır tarlalarının yeşermesine bakacaktim
Henüz mektebe bile gitmiyordum daha
Gelmişti bizim de yanımıza kadar
Çare aramaya düştük biz de yollara
Çoluk çocuk, akraba aynı telaşla
Aşındırdık kapılarını hekimlerin
Yolumuz düştü ilk kez İbn-i Sina'ya
Geçmiş ten kopanlar
Yılın en güzel mevsimlerinden ilk baharın ilk günlerinde grup değişimi yapacak madencilerin son günlerinin yaklaştığı zamanlarda her zaman olduğu gibi mahallenin su ihtiyacını karşıladığı yaklaşık 3 km uzaklıktan ark V şeklinde dizayn edilmiş ağaç köprüler üzerinden gelip çörteden iki gözlü oluğa akan suyun yanıbaşındaki odunluğun üzerinde toplanan mahalleli muhabbete dalmıştı. Köylerde kahvehane kültürünün olmadığı hala da olmayan mahallemizde hava muhalefeti olmadığı ve iş gücünde az olduğu zamanlarda adı konulmamış bir kural gibi burada toplanıyordu,aynı saatlerde de karşı mahallenin havuz başı toplantıları hemen hemen aynı vakitlerde toplanır o gece ay ışığının durumuna bağlı olarak bu konuşmalar sürüp gider bazen sakin bazen de hararetli bir iki kez de taşlı sopalı kavgalar olsada burası şartlar müsait olduğu zamanlarda hep dolu olurdu, bu günlerde madenciler ve aileleri hep hüzünlü olur bunu sanki kendileri ile doğmuş üzerlerine vazife bir emir gibi karşılar sadece madencilikten gelen sıkıntılara katlanmaya çalışırlardı.
Köyde iş bir türlü bitmez adeta işleri bitirdikçe yeniden doğar köyün tarlalarının etrafına çevrili avlalar senede iki üç defa onarım ister kışlık yakacak odun hazırlığı zamanı ve fırsat olduğunda ormandan evin önüne çekilmek ister,hayvanların yemi bakımı,çift sürme, harman sürme,değirmen de un öğütme bunlar bir biri ardına gelir hane sakinlerinin her birine görev bölümü kendiliğinden oluşur her kes payına düşeni elinden geldiğince yapmaya çalışırdı, ihtiyarlar evin çocuklarına göz kulak olmakla yükümlü idi,bu akşamın konusu sırtında haddinden fazla odun yüklemiş yaşlı sayılacak bir hanımın yanında nazlı nazlı yürüyen adamın mahallenin ortasında köyün yarı alim yarı deli iri yarı kadınından yediği azar dı, çoktandır adama diş bilemiş gibi iki büklüm yanından geçen hemcinsinin arkasında elinde bir tutam ip ve bir balta olan kocasını görünce bu kadar odun yüklenir mi şuncacığa bari birazını sen alsaydın diye çıkışıca,adamın umursamaz ca ben ona odunu kesip biçer ormanda onun yükleyip getirebileceği şekilde bir yere yığarım gerisi ona ait ne yaparsa yapsın diyerek kadının öfkesini duymamış görmemiş gibi yoluna devam edip gitti kadın bunca yükü kadına yüklemek erkeklik mi kendinizi adam mı sayıyorsunuz böyle olunca gibi lafları saydırmaya başlarken adam çoktan işitme menzilini aşmıştı bile,onu savunmak yine kendi hanımina kalmıştı bizim adamı kessen kadın işi yaptıramazsın zaten bir solukluk canı var onun bakma öyle alımına çalımına ocakla bizim adamları yiyip bitiriyor adı batsın ocakların bir lokma ekmeği ne zor şartlarda kazanıyor bu adamlar canları sağolsun da ben odunları taşımak bana kalsın deyince tüh sanada bunca yük az bile vurmuş sana adam diyerek hanımda ağzının payını almış oldu,
Her ne kadar köyde yaşıyor diye köylü olarak anılıyor olsak da bir asırdır hayatımızın bir kısmını Zonguldak kömür madenlerine ayırmak zorunda idik yöremizin her köyü gibi köylerimizin hemen hemen her erkeği Zonguldak taş kömürü işçisi idi bu yüzden kömür ve tarla birbirine yapışık ikizler gibi birisi nerede ise diğeri oradaydı.
Buralarda doğan her erkek yaşam mücadelesini sürdürebilmek için hem tarlada hem maden ocaklarındaki işleri yapmak bilmek zorundaydı,kömür galerisinin göçüğünü önlemek için yapılan tahkimat ustalığı her şeyden önce kendisinin can güvenliği idi kendilerinden sonra gelecek vardiya arkadaşları yapılan bu tahkimatların altında kömür kazacaklardı, köyde gücünden yararlandıkları hayvanlar için boyunduruk,zelve kağnı arabası, düven yonmak,balta sapı, kazma sapı badavra tahtası kütük yonmak,avla tutmak v.s gibi araç gereçleri kendisi yapmak zorunda idi
Bir iken iki iki iken üç olacaksınız derdiniz
En ufak bir haylazlık yaptığımızda
Hayat boş verilmez demişsiniz çaktırmadan
Geç olmuş çoktan bizim farkına vardığımızda
Verdiğiniz görevleri dalga geçer gibi adeta
Duymadı kimse
Usulca gidişini duymamıştır bile
Karaelmasın sokakları,
Bahanesi de hazırdır
GECEDEN BEKLENEN UMUT
Deniz mavisinin bittiği yerde başlar güzelliğin
Süzülür göklere her yerin de yeşilin binbir tonu
Kayını,çamı,kestane,gürgen,ahlat,döngel ağacı
Kendi kendine yeterken yaşayanın ile Zonguldak
Gapı gaptırmam
Siyasetçi vardı teeee öncelerden
Ağır sanayi hamlesi
Kalkınma planları
Köy kent projeleri
Garip Zamanlar
Milyonlar haykırıyor geçinemiyoruz
Aldığımız maaşı yetiremiyoruz
Evimize başımız dik giremiyoruz
Bir ses veren yok anlam veremiyoruz
GARIŞMAYON GERİSİNE
Sabahın erken saatlerinde yürüyüşün başlayacağı noktaya ulaşmak için evden çıkmaya hazırlanırken yağan yağmur yürüyüş cesaretimi kırmıştı. Sabahın mahmurmluğunu üzerinde atmamışımlığın da etkisiyle bu sabah yürüyüşe gitmemeye karar vermiştim. Yürüyüş gurubumuzun liderlerinden birisine kararımı bildirmek için telefon ettiğimde biraz memnunsuzkuk biraz kızgınlık sesi hissettiğim bir ses tonu ile olur gelmeyebilirsin, cevabını aldım.
Telefonu kapattiğımda, bu gibi durumlar için kararınızı en az iki gün önceden haber veriniz, çünkü sizin yerinize gelecek kişileri bu geziye katılmasına engel oluyorsunuz uyarıları kulağımı çınlattı. Kararımı değiştirip akşamdan yapmış olduğum hazırlıklar sayesinde evden çıkmam uzun sürmedi. Sırt çantamda bir öğünlük yemeğim, 1 litre su kabım, 0,50 litrelik termusumda çay ve yağmurluk ile yirmi beş dakikada yaya olarak toplanma yerindeydim. Yürüyüş için bizi bekleyen minibüste koltuğuma oturdum. Yürüyüş sorumlusu arkadaş son kontrolleri yaparken belki de beni var diye konuyu açmıştı, arkadaşlar yürüyüş sabahı yürüyüşe katılacak arkadaşlar telefon ediyor eee yağmur yağdığı için yürüyüşe gelemiyecem hastayım yorgunum, misafirim var v.s gibi sebebler ile yürüyüşe katılmayacaklarını bildiriyorlar. Daha önce söylediğim gibi yürüyüşü iptal ettiğinizi en az iki gün önceden bildirin dedikten sonra araç hareket etti.
Yürüyüş güzergahı köyümüzün yakınından başlayacak köyün içerisine girmeden rota devam edecekti. Köylü çocuğu olduğum halde yeni katıldığım bu yürüyüşler ile doğanın güzelliğini ve gezilmesi gerektiğini bu yürüyüşler ile fark etmiştim. Araç yaklaşık bir buçuk saatlik yolculuk için hareket etmişti. Yol güzergahında bir kaç tane daha yürüyüş arkadaşımızı ve bu yürüyüşte bize rehberlik yapacak eskiden çobanlık yapmış bir arkadaşı alarak alarak köyümüzün yakınındaki yaya olarak yürüyüşe başlayacağımız noktaya varmıştık. Yürüyüş hedefimiz olan yerlere çocukluğumda bir kaç kez gitmiştim ama, zamanın büyüklerimizin hayvan aramak için dağ yolundan komşu köylere gitmek herkesin aşağı yukarı bildiği yollardan.
Biz yürüyüşe başlar başlamaz orman içine girmiş sık ağaçlar orman gülleri v.s kısa uzun çeşit ve görselin bol olduğu yerler. Bu yürüyüşlere ortalama 30 50 kişi katılır yürüyüşün eski müdavimleri hariç kimse birbirini tanımaz yürüyüş kurallarına elimizden geldiğince uyarak yolumuza devam ederiz. Önde bir görevli yürüyüş gurubunun ortasında bir görevli birde artçı dediğimiz en arkadan gelen bir görevli vardır. Yaş sınırlaması olmadığından onlu yaşlardan seksenli yaşlarda çeşitli meslekler ve yaş gurupları ile yürünür.




-
Metin Solak
-
Metin Solak
Tüm YorumlarEvet insana keşke seneler önceki durum hiç değişmeseydi olmasaydı şu teknoloji meknoloji dedirtecek dizeler tebrikler efendim
Allah böyle acılar göstermesin birdaha. Dmuyarlı yüreğinize sağlık