Bir kopuk hatıranın kırık dökük köşkünde
Bir aşktan kalma yıkık viran yüreğimde
Hasar görmüş viranenin içinde
Kalıntıları karıştırıyor sevgimizi arıyorum
Yok oldu bizim sevgimiz
Sen yokken bir acı iner dağlardan
İnerde siner yüreğime koca başkan
Yokluğun çekilmiyor bulamıyorum yolumu
Bir seni özlüyorum bir başbuğumu
Çok erken bıraktınız bizi
Şimdi biz takip ediyoruz bıraktığınız izi
Sen öldün çocuk öldün
Bir sessiz mezarlıkta duasız gömüldü gönlün
Ruhun linç edildi hain dillerde
Artık sözüne itibar yok yüreklerde...
Sen öldün çocuk öldün
Ben yıkılacağım belki ama
Ardından asla ağlamayacağım
Giderken arkanı döndüğünde
Gözlerime baktığında ağlayan değil
Sana teslim olmuş
Bir adam göreceksin
Bir çikolatayı beş kişi paylaştığımız günlerin özlemine…
Çocukluk
Ben çocukken yaramaz bir çocuktum
Değil mi anne
Hep vazoları kırardım
Çelikten gövdelere zırh ne gerek
Sadece işkence mi gider ölüme
Bu şanlı davada
Tutsaklık değil midir bin kez ölmek
Ceza mıdır
Bu yığınların insanlığında yalnızlık
İki adam yürüyordu
Boylu boyunca bir uzun cadde yolunda
Bir silah vardı ortada
Bir de dağları ters çevirmeye kor yürek
Sırtlarında kolları sallanan deri ceket
Ellerinde her derde bir çekiş bir tesbih
Kör olsun gözlerim
Seni görmeyecekse
Tutulsun bu dilim
Senden başkasını zikredecekse
Paramparça olsun yüreğim
Senden başkası girecekse
Bir umut bıraktın elime
Bir şarkı fısıldadın kulağıma
Ve benden ayrıldın
Şimdi bana hangi gece aydın
Hangi gece karanlık olsun
Sen beni yüreğimden vurdun
Hey atalar yas gününüz bugün sizin
Evlatlar mermiyi buğday sanıyor
Bizim bozkıra sığmıyan çocuklar
Coninin kucağında oturuyor
Laubalilik gevşeklik başımızda dönüyor
Analar kına sürmüyor yavrulara
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!