Her zerrene kurban olurum, derin aşkınla dolan,
Gönlümde senin için açan güller solan.
Gözlerinde kaybolurum, o büyülü bakışlarda,
Aşkın ateşiyle yanar, kalbim senin aşkınla aşkla.
Gönlümün sultanısın, sevgilim, canımın canı,
İçime doğmuştu sanki birgün gidecektin,
Gözlerindeki hüzün, sözlerindeki sessizlik,
Yüreğime saplanan bir hançer gibi,
Bilinmeyen bir ayrılık korkusuyla titriyordum.
Sanki rüzgarlar bile fısıldıyordu kulağıma,
İkindi güneşi yavaş yavaş batarken,
Yorgunluk hissedilir sanki her yanında.
Sıcaklığı azalır, eser hafif rüzgar,
Yenilenir insanın canı, aklı başında.
Bir fincan çayın tadı bambaşka bu saatte,
İkindi çiçeği açar dallarda
Günün yorgunluğu silinir ağlarda
Bir huzur kaplar içimi sarmalar
Dinginlik çöker ruhumun derinliklerine
Işığı yumuşatır sanki gökyüzü
İkindi güneşi yavaşça batarken,
Perşembe akşamı yaklaşıyor adım adım.
Gökyüzünde renk cümbüşü başlıyor,
Sonsuz bir ressamın elinden çıkan fırça darbeleri gibi.
Portakal tonlarına boyanır gökyüzü,
Gökyüzünde güneş battı,
Rüzgar esiyor hafiften.
Sıcak yaz günü geride kaldı,
İkindi serinliği başladı yeniden.
Gölgeler uzuyor yavaş yavaş,
Sonsuz kışın ardından,
İlkbaharın çiçekleri açar.
Toprak uyanır yeniden,
Güneşin ışıklarıyla dans eder.
Bir umut doğar insanın içinde,
İnce teninle yüzün ay gibi parlar
Yanaklarına düşen saçlar okşar
Gözlerinle bakarsın gönül fethedersin
Sende sevgiye aç olan kalbim erirsin
Sesin bir şarkı, sözlerin bir masal
Sonsuz emek, sonsuz saygı
İşçilerin bayramı bugün
Gün gelir, gün gider ama
Emek kalır hep dünyada
Hep birlikte yola çıkarız
Çalışarak geçiyor günlerimiz
Emeğimizi veriyoruz hayatımıza
Gecemiz gündüzümüz aynı
Bizler için değerli olan zamanımıza
Fabrikalarda üretiyoruz malı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!