Başım alıp şöylece uzak kırlara
Sere serpe uzanıp yatasım gelir
Gürültülü şehirden tenha yerlere
Gam kasaveti baştan atasım gelir.
Papatyalar toplayıp en güzelinden
Ayağının altına cennet serilmiş ana
Bırak bastığın yere bırak yolun olayım.
Her türlü melanete cismin gerilmiş ana
Kötülüğü men eden elin kolun olayım.
Beni senle var eden bir Rabbimiz var ana
-Seksen Eylül Evvelinde-
Evveli var, ertesi var…
Bir de Eylül ortası var.
Ehl-i salip tortusu var
Seksen Eylül evvelinde
Hayat dedi ki bana:
“Otur bir çay içimi;
Dostların yeter sana! ”
Sandım, okur içimi..
Kırılmasın beliniz
Hiç susmasın diliniz
Açılımsız iliniz
Sonsuz olsun a dostlar...
Açılım gelse ile
Hakkını arayan haksız çıkıyor
Kapı dolaşmaktan yorgun, bıkıyor
Devlet güvenini böyle yıkıyor
Garibi devlete bağlayanı yok.
Ahiret suali ona sorulur
Lisan-ı münasiple halimi arz edeyim
Öyle üslûp olsun ki: Kendime tarz edeyim.
Diye niyet ettim ya; neyi, nasıl anlatsam?
Kırmadan, kırılmadan; nasıl kulak çınlatsam?
Hah! Şimdi buldum işte… Siyasetten uzak dur!
Yahu kardeş, git işine…
Sen misin ki tek Müslüman?
Gıybet etme peş peşine;
Seni gören sansın “insan”..
Şu dünyanın gidişine
Ar namus hak getire
Ne var ne yok bitire
Sabır taşı çatladı
Belâyı Hakk yetire…
Edep derim anlamaz
"Helâl lokma! " diyerek yer altına indim ben.
Helâlinden eceli tadıp geri döndüm ben.
Rabbim! Neydi şehadet? Cephelerde ölmek mi?
Helâl lokma ararken can vermeyi bilmek mi?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!