Müebbet Sızı Şiiri - Ömer Yücekaya 2

Ömer Yücekaya 2
60

ŞİİR


12

TAKİPÇİ

Müebbet Sızı

sırrı buğulanmış bir aynadan
şöyle bir baktım da kendime
bu ben miyim…

demode bir albümde unutulan
sepya fotoğraflara benzeyen
bu solgun yüz
balık katliamı yapılmış kanlı denizler gibi
kızıla çalan bu mavi gözler
bana mı ait…

yüzüm sanki bir savaş meydanı
hangi kadrajdan bakarsan bak
kanlı bayraklar sallanıyor
yüzümün her bir cephesinde

ki…
eskiden böyle değildim
müstehzi bir tebessümle bakardım hayata
en kallavi ayrılık acısına bile
eyvallah demezdim
giden gittiğiyle kalırdı
gidenin ardından
duvara çarpılmış kadehler gibi
böyle dağılmazdım

şimdiyse…
kah Soraya’yı taşlar gibi kendimi taşlıyorum
kah serseri bir rüzgar gibi esip
bir bardak suda fırtına koparıyorum
umutlarım küflendikçe
neştere soğuk
hançere daha sıcak bakıyorum

yalan yok unutmak istiyorum
evet doğru işittin
unutmak iss tii yoo rumm
oysa…
unutmak dediğin kelime
öyle yazıldığı gibi kolay değilmiş sevgilim
unutayım dedikçe hatırlamak
hatırladıkça acının kılcallarından geçmekmiş

merhem yokmuş bu acıya
teselli yok…

kavimler göçünden beri
şifasız bir yara
kalubeladan başlayıp kıyamete kadar süren
müebbet bir sızı
giderim demekle gidilmeyen
bir yol
silerim demekle silinmeyen
bir izmiş

ah göğsünde denizler saklayıp
avuçlarında gökyüzünü taşıyanım
böyle nasıl sevdirdin kendini
nasıl bir işaret bıraktın ömrüme
nasıl bir iz...

ve nasıl güzel yaktın ki
söndürmeye kıyamadı
ne ırmak
ne deniz...


Ömer Yücekaya 2
Kayıt Tarihi : 4.11.2025 12:31:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!