Ve buradayım, işte gece, işte ben
Demir kafesli pencerenin ardında
Mühebbeti soluyan solgun ışığım
Hayattan tapusu dört duvarımın
Küf kokusu ve rutubet sinik üstüm başım
İçim dersen, derbeder her bir köşem, taşım
Bir kaç adım ileride diklenir
Alabildiğine heybetli duvarım
Bir kulube, tetikte eli nöbetçinin
Arada bir güneş bahşedildiğinde
Bir adıma daha yeltenirsem, vur emrim
Ötesinde bıraktığım renkli yıllarım
Oto-yollarım, voltaladığım hücrem, avlum
Çiçek yok, çim çimen yok, sadece güvercinlerim
En güzel yıllarımda birini vurdum
Suçu neydi onu bile hatırlamıyorum
Pişmanım, ama şeytana uyduk düştü hayatın tetiği
O öldü ölmesine de, ben yaşıyor muyum?
Karar, önce tutuklusun, öğrendimki mahkumum
Yıllar sonra mühebbetin kalbi prangalısı
Eskidi gitti, hiç uğruna genç mevsimlerim
Bazı günler doğar, hücreme soğuk yüzü güneşin
Kırk yılın birinde bir yarım gün izin
Her gün bayram olsa ne yazar,
Alnından, ellerinden belli, yoksun
Silinir mi sanırsın hükmü kaderin
Mevsimler biterse birinde günün
İşte o zaman ben padişahı olacağım
Bir pul etmeyen benim yalan dünyamın
Affa girmez yazılı, el kadar kağıda hükmüm
Ne fark eder, ha mühebbet, ha idama yazılmışım
Birinde beklediğin, ecelin tarihsiz bir mektubu
ötekinde cellat, bir şafaklık nefesin sonrası
Yaşın yirmilerde, yahut bulmuş olsun doksanı
Kurtuluş olmaz mı darağacının yağlı urganı?
Son tekmesiyle hayatın, hadi uğurlar olsun
Demek yoluma yazılmamış yolu cellatın
Bir kemik kafesin sayılan kaburgaları
Dal gibi incecik yorgun kolum bacağım
Ha bir de şu kurşunlara gelesi kalbim
En acısını orada yaşarım tutsaklığın
Ne sevgililer günü, ne bayram, ne de seyran
Bir deli rüzgar, dar koridorlara yığılan
En çok çektiğim, o kalbin hücresinde yaşayan senden
Bir de mehtap takmışsa peşine yıldızları
Salım salım olmuşsa, güzelliğine ölünesi gökyüzü
Mühebbet mi, derim ben bu hücreye o zaman
Esaretin en acısını yaşatır bana, sensizliğin
Aklıma gelir ellerinin hayali sıcaklığı
Gözlerinin ela perçemlerine alır atar beni
Sahi, senin gözlerin ela mıydı?
Yeşil mi olacaktı yoksa, papatyalı kırlar gibi
Yahut mavi olur muydun, hani çocukça denizler misali
Fark eder miydi, bu gece gibi olasaydı bile karası
Seni sevecek olan göz değildiki
Nah şuramda buram buram yanan, yürek olacaktı
O yürek sevmedikçe, kaç para ederdiki
Senin güzelliğin, olsan Dünyalar güzeli
Kaldıki, gözlerinin elası, mavisi, yeşili
Bilirmisiniz?
Gel!
Gel bitanem, aşkım, sevgilim
Bile diyememenin mahpustaki acısını
Ya''seni seviyorum''diye haykıramamanın hançerini
Boş ver sarılıp öpüştüğün hayalleri
Unut gitsin
Sen tutuklusun, sonun hapishane mezarlığı
Hangi yaşam, hangi sevmek, aşık olmak,
Unut gitsin
Kollarına alıp dağ dağ dolaştığın zirveleri
Bilmez misin?
En güzel hayaller doğurur, en umutsuz düşleri
Mühebbette aşk, sadece öne çeker son yaprağı
Ben de onun için sevdim ya delicesine seni
Anlamadın mı kadınım, sen düşlerimin sevgilisi
Seni sevmek verecek bana selvi dalını
Çok sevecek biliyorum, toprak bu yorgun bedenimi
Belkide senden çok, senin öpemeyeceğin dudaklarımı
barış
Barış AkmKayıt Tarihi : 11.2.2002 09:31:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!