Yine uyandım dün gecesi içmemişçesine
Uyuya kalmak kötü de, en azından uyandım
Biraz kulak astım dışarıdaki kuş sesine
Kendi durumuma bakınca da, biraz utandım
Bugün daha soğuktu karlı kışın ayazından
Güneşten iz bile yok, bir de çok ağır esiyor
Bir de, bugün ses gelmiyordu komşunun kazından
Demek, benimle birlikte onlar da buz kesiyor
Yorganımı bir yana attım ayrılıp yataktan
Giyerken kalın giysimi, biraz olsa sevindim
İçki satan yeri gördüm göz atınca kıraktan
Bir güzel içip de güne başlamak için indim
İlerledim içki satan yeri önüme alıp
Beklediğim sıcaklığı giysimden alamadım
Çatıp girdim içeri düşleri kapıda salıp
Ancak, beni gıdıklayan düşleri salamadım
Bir köpek de vardı içki satan yerin önünde
Benim gibi, onun da yoktu pek bir becerisi
Uzun yılların acısı vardı güzel gözünde
Dedim, “Gel arkadaş, daha sıcaktır içerisi.”
Kapıdaki köpekle girince, birisi kustu
Gülüşenler susup, bize bakmak için döndüler
Köpek girince bu kustu da, bunlar niye sustu?
Büyük olasılıkla, beni görünce söndüler
Gülüşmeye döndüler birlikte biz oturunca
En çok bize bakanın da patlıyordu göbeği
Bir köpeğe de cıklanılmaz birisi kusunca
Sıkıntı bendedir dedim, suçlamadım köpeği
Ondan sonra, cıklayanlar bile bize bakmadı
Arada da, birkaç yeni kişi girdi içeri
Arpa suyumu içtim de, pek de güzel akmadı
Böyle olunca da, düşüncelere daldım geri
Burası çok güzel bir yerdir götüyle içene
Böyle karmaşık ortama köpek bile alışmaz
Dayanamadan söz atıyorlar gelip geçene
Buranın kapısına bok atsam bile yapışmaz
Ne olursa olsun, ben artık burada kalamam
Mudanya’ya gitsem de, artık burayı özlerim
Burada kalmamak düşüncesini de salamam
Böyle arada kalınca, biraz doldu gözlerim
Gözyaşlarım yine akıp, yüreğimi kazıyor
Bu sıklıkta da gözlerim böylece dolmamalı
Kaldırınca başımı, gördüm önümde yazıyor:
“Gönlün nereyi derse, yerin orası olmalı!”
İlk baştan uzaktı benden beni doğuran ortam
Elimden geldikçe de buraya uyum sağladım
Pek de düzenli bulmadı beni anamla atam
Yanılmıyorsam, yanlış bir yere gönül bağladım
Eninde sonunda benim gelecekti gidesim
Dedim bu kapkara yerler bokla dolup tıkana!
Mudanya’ya gitsem en azından duyulur sesim
Burada yer kalmaz artık buralardan bıkana
Gönlünü dinleyen bulacak sağları solları
Şimdi gelen ikinci içkimi dikip bitirdim
Kendim bulurum kıyılara giden o yolları
Artık, bana gösterilen tüm yolları yitirdim
Birden bire çıktım, dönmemek üzere buraya
Dışlanan köpeklerin acısını özümsedim
Gülünçtü ortamın dönüşmesi bir yargıtaya
Suçum yoktu, yalnızca bir köpeğe gülümsedim
Korkutucu bir ses duyunca düşürdüm düşleri
Binbaşı var, önünde de yere çarpan ayaklar
Kimse de yadırgamadı bu yad yürüyüşleri
İlin ortasında ne işe yarar bu yaraklar?
Tanıdığım savaşa gitmeyip de sevişenler
Yaşantım boyu kızdı gitmedim diye savaşa
Benim yerime gitsin savaşa bu gülüşenler
Yaşantımı adayamam bunca boş bir uğraşa
Bezdirmişti beni bütün yapmacık omurgalar
Buradakilerin çoğu bu düzene eğildi
Uzaklara götürsün artık beni bu dalgalar
Benim düzensiz varlığım pek buralık değildi
Çatınca sulara dedim, “Bıçak geldi kemiğe!
“Sular, apar beni artık, gidenlerim gelmedi…”
Deniz dalga atmaya başladı bizim gemiye
“Sus artık!” dedi sanırım, çok da beni sevmedi
Deniz sinirliyken konuşmamak doğru bir seçim
Konuşmadım da, yine biz dalgalarla çakıştık
Bundan da çok silkiliriz diye, sarsıldı içim
Ancak, sona doğru sularla güzelce akıştık
Neden Mudanya’ya geldim? Anlayamadım onu
Ancak sonunda vardık diye, tümümüz sevindik
Ne olursa olsun artık, gönlüm istemiş bunu
Gıdıklayan düşlerle birlikte gemiden indik
Güneş beni bağrına bastı, açıldı gözlerim
Mudanya’da yoktur artık o patlayan göbekler
Buradan gidersem, gerçekten burayı özlerim
Gülümsedi bile bana yanda yatan köpekler
Mudanya da çok sıcaktı, bıktırdı beni terden
Ancak kimse kimselerin tutkusunu çalmamış
Burası çok daha güzeldir içki satan yerden
İçki satan yerdekiler yemiş, yemiş, sıçmamış
Mudanya’da, öz yaşantın öz başına bir erek
İçki diker bunlar içki satan yere gitmeden
Gösterilen yollara da koyulmana yok gerek
Kendi yolunun tadını çıkar bu yol bitmeden
Üstümdeki yad giysi Mudanya için çok kalın
Çıkardım üstümü, Mudanya’nın yeli serinmiş
Benliklere bürünmedim, artık benliğim yalın
El bildiğim Mudanya’lılar benim öz elimmiş
Işıldayan sulara atınca bu giysileri
Öz başıma ben buraya artık uyum sağladım
Yeğin suları önüme alıp gittim ileri
Artık beni yadırgamayana gönül bağladım
Gördüm bıraktığım yeri örten yüce dağları
Dedim gece gündüze çatar, kötü de iyiye
Bu güneş de batar diye, hay hay dedim ağları
Demek, biz de gidermişiz, dönebilelim diye
Kayıt Tarihi : 7.3.2026 18:45:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!